lütfenlerin
dudaklarının kıvrımında nazenin bir çiçek olurken
aylardan temmuzdu hatırlarsın
nakaratına kaptırmıştık şarkıların anlamını
uzun ezgilerle fısıldardı bize doğa ve biz hala biz değildik
rutubetli odanın kokusuyla büyürdü hayallerimiz
çok uzun bir gecenin çocukluğuna indiğinde gözlerimiz
ortada kala kala bir şıçan ve yedi taş vardı
sek sek kız oyunudur bilirsin
her erkeğin gönlünde platonik
ve topluma rağmen
bazen sessiz bir elveda gibi
ellerimiz dokunurdu güneşe
ansızın yağmura duran bir bulut geçerdi aramızdan
ve dilimin pelesenkidir
"okumak tuhaf bir intihar biçimidir"
sevgilim
saklı kent
ağaçların ortasına dikilen bir gökdelen değildir
güllerin yaprağına dokunan bir işlemedir
işte gülüşün orda
saklanmıştır hınzır çocuklar gibi
ne zaman güller yollasam sana
göğün yüzü izdüşümüne dönüşür gülüşünün
güneşinde hakkı var sevgilim
ağlarsan bir gün
bu şiire en hüzünlü yanıyla
helallik vermez bilesin
kısılan her göz
bana annemi hatırlatır
bize bir buğunun arkasından bakarken
istemezdi gözyaşlarında ıslanalım
oysa biz onlarla büyüyen birer ağaçtık
ne gölgemiz vardı ne sevda tutardı elimizden
" allah büyüktür "der ve büyütürdük onu hayallerimizde
şimdi ve sonra
bir anıyı alıp başka anıya götürdüğümde
bu
"seni seviyorum" demektir
sessiz harflerimin arasına
sen girdin
ve ben konuştum uzun bir sessizliğin ardında
oysa susmak
pansumanıdır başka yaraların



