kendimi sonsuzluğa ayarlanmış saatin
hiç çalamayacağı umutsuzluğuyla
umutlar türetirken ki yavaşlılığı
arasında ki paradoksa benzetirim
ve ne zaman ki düşünsem gülüşünü
ılık bir mevsim tüner ruhuma
bakma sen; ben tırnakların ölüsüne
şiirler yakmış adam değilim
ama içimde yangın, öyle büyür
öyle alevlenir öyle de söner
bendimden su taşsa ne farkeder
seni, beni, onu ve onları
kurtarıp nuh'un gemisine kim fırlatır
kim dedirten kimse o
o, kalbime yekpare bir kuş indirse
kanadında ki kanla yıkayamam yüzünü
belki dinletirim sesinde ki melodiyi
ve inanırız birlikte, güneşe karşı çaylaşmaya
herşeyin başı çay
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder