bir yüzyıl daha yoksul
ve yoksun bir amaç uğruna
doğmanın acı hıçkırıklarıyla dünyanın kirli yüzüne
salyalarımı savurabilirim ki
bunu çoktan hakketti
herşey karabasan ve psikolojik bir felaketti
antik yunan aristokratları kadar
gergin ve nehir başında su içen ceylanların temsiliydi
kendisi hiç olmadı ki olamadı !
hep bir başkasını oynarken gergin
hep bir yalanı öperken tevazuya bürünerek
aslında içinde ki zehre acı katardı
ve bulaştırırdı ruhun imgesel deneylerine
lakin empirizime karşıydı
karşısına duran her kişiye karşıydı
karşıydı karıştı karabasan olup
ruhla aklın dengesini bozdu
tanrım bunlardan o kadar çok ki
senin yarattığın dimağın içine girip korku cellatları gibi
öldürdü içinde ki insanı
insan eşrefi mahlukat mı
kötüyü öldürmeyene kadar hayır
iyiyi öldürene evet
"ıkra" yoksa
başkası varsa senden gayrı
nasıl tırmanılır o dik yokuşlara
terazi nasıl dengeye gelir öldürmekle
gazze geçince bir film şeridi gibi kalbimden
işte orda seni görürüm
aynada seni görürüm kendime bakarken
'mona lisa' da 'da vinciyi' görür gibi görürüm seni kendimde
ve şaha kalkar bir mazlum
belki kobenide belki çinde belki bangladeşte
-ezidilerin suçu ezidi oldukları için miydi tanrım ?
bu büyük soruyu sorarım alimlere
ve onlar altından tahtlarında
amerikalı bilim adamlarının ürettiği tabletlerle
suçu yığarlar onların üstüne
peki merhametin şarkısını kim kıstı
.....
ah bu sorular hiç bitmez
ve ben ölürken içimden
yüzyıl daha ölebilirim tanrım
bir mazlum ölüyorken
susuyorken herkes
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder