beş yaşına
gidelim bir an için , ne hatırlarız diye düşünelim ; belki birkaç fotoğraf
karesi, bizi mutlu ettiği kadar hüzünlendiren ve bir o kadar acı veren birkaç
fotoğraf karesi…
her biri
aslında bize tuhaf bir his verir o da şu ki ; tarifsiz özgürlüğümüzün
kalıntıları. Nasıl yaşarsak yaşayalım hep bişeyleri kurcalayarak geçirdiğimiz,
bazen onları kurcalarken kırdığımız, bazen ilk dayağımızı yediğimiz, bazen
gereksiz öpücüklere boğulduğumuz bize hep tuhaf gelmiş teyzeler tarafından…bazen sokak,bazen köy, apartman yada bir çöl….tamamen
özgürce herşeyi algılamaya çalıştığımız, anlarken de; bilginin verdiği
mutluluğu tatdığımız ve aslında hiçbir şeyin umrumuzda olmadığı koca beş yıl…
ve sonra ... “beş
yaş insanın en olgun çağıdır sonra çürüme başlar”
işte bu
kitap , bu cümleyle başlar
kahramanı: Alper
kamu
-ismini
absürdizm (saçma) felsefesi akımının öncüleriden Albert camus’ dan almıştır
yazar : Alper
canıgüz …oğullar ve rencide ruhlar
neden beş
yaş ?
bence Alper canıgüz,
günümüz eğitim sisteminin, okula
başlayan çocuklar üzerinde ki baskıcı rol modeline ve çocuğun öz’le uğraşırken;
kapalı kapılar ardında , kendine bile hayrı dokunmayan ana okul öğretmenlerinin
uyguladığı yaptırımların, çocuğun varoluşunu çokça etkilediğini ve beş yaşında
ki çocukların sokak yada çevrede daha uyumlu bir varoluş çizgisine bürüneceğini
göstermeye çalışır. Nitekim bizim küçük kahramanımız romanda babasıyla ufak bir
dialog esnasında “ …anaokulda bana göre bir yer değil” diyor…tabi sadece bu
dialog değil fikrimi bu yönde ilerletmemin sebebi. Sokak çetesi, arkadaşlar
arasında ki hiyerarşi, haksızlıkla mücadele, statükoya karşı sert tutum, aile
içi şiddet, aileye karşı sorumluluk vs… gibi konulara değinen Alper canıgüz,
aslında sağ gösterip sol vurarak derin bir sistem eleştirisi yapıyor. Fakat bu
bir hazine ve bulmak yada anlamak için çok dikkatli okunmalıdır. Toplumda ki
basit roman algısıyla okunup , bir kenara atılacak bir kitap değildir.
tabi bu
yazdıklarım tamamen benim doğrularım !
romanın ana
konusu , Alper kamu kardeşimizin tanık olduğu bir cinayet üzerine işlenmiştir .bu
cinayetin ardında ki sır perdesini, Alper kamu, çözmeye çalışırken başından bir dizi olaylar geçer… hızlı okunması şiddetle tavsiye edilir. Belki “yann
tiersen..amelie soundtrack” eşliğinde okunabilir. Tercih size kalmış. İsterseniz
sinan akçıl eşliğinde de okuyabilirsiniz.
Ayrıca romanın
son bölümlerinden biri olan “ böyle uyurdu Zerdüşt” bölümünde; aşırı yoğun
düşünme gücüne sahip bir insanın bilinç altına inildiğinde açığa çıkan kavramlar
kargaşasıyla karşılaşacaksınız ; Öztürk ,duygu fırtına, castratus, geçmişyiyen ….ve
bütün bu kavramların ortasında ara ara dialoglar , kavgalar ve hatta
monologlarla karşılaşacaksınız.
Kısacası biraz
Freud, biraz da nietzsche…bir o kadar üst akıl ve çok fazla sabır J
Sonuç olarak
okurken gülüp, şaşırıp, duygulanıp, sinirlenip ve kendinizi boşlukta
hissedebileceğiniz bir roman.
Kalemine sağlık Alper canıgüz diyelim.
Muhabbetle,
Aman ha çayı
unutmayalım J


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder