13 Ocak 2015 Salı

oğullar ve rencide ruhlar ( alper canıgüz )

beş yaşına gidelim bir an için , ne hatırlarız diye düşünelim ; belki birkaç fotoğraf karesi, bizi mutlu ettiği kadar hüzünlendiren ve bir o kadar acı veren birkaç fotoğraf karesi…

her biri aslında bize tuhaf bir his verir o da şu ki ; tarifsiz özgürlüğümüzün kalıntıları. Nasıl yaşarsak yaşayalım hep bişeyleri kurcalayarak geçirdiğimiz, bazen onları kurcalarken kırdığımız, bazen ilk dayağımızı yediğimiz, bazen gereksiz öpücüklere boğulduğumuz bize hep tuhaf gelmiş teyzeler tarafından…bazen sokak,bazen köy, apartman yada bir çöl….tamamen özgürce herşeyi algılamaya çalıştığımız, anlarken de; bilginin verdiği mutluluğu tatdığımız ve aslında hiçbir şeyin umrumuzda olmadığı koca beş yıl…

ve sonra ... “beş yaş insanın en olgun çağıdır sonra çürüme başlar”

işte bu kitap , bu cümleyle başlar

kahramanı: Alper kamu

-ismini absürdizm (saçma) felsefesi akımının öncüleriden Albert camus’ dan almıştır

yazar : Alper canıgüz …oğullar ve rencide ruhlar

neden beş yaş ?

bence Alper canıgüz,  günümüz eğitim sisteminin, okula başlayan çocuklar üzerinde ki baskıcı rol modeline ve çocuğun öz’le uğraşırken; kapalı kapılar ardında , kendine bile hayrı dokunmayan ana okul öğretmenlerinin uyguladığı yaptırımların, çocuğun varoluşunu çokça etkilediğini ve beş yaşında ki çocukların sokak yada çevrede daha uyumlu bir varoluş çizgisine bürüneceğini göstermeye çalışır. Nitekim bizim küçük kahramanımız romanda babasıyla ufak bir dialog esnasında “ …anaokulda bana göre bir yer değil” diyor…tabi sadece bu dialog değil fikrimi bu yönde ilerletmemin sebebi. Sokak çetesi, arkadaşlar arasında ki hiyerarşi, haksızlıkla mücadele, statükoya karşı sert tutum, aile içi şiddet, aileye karşı sorumluluk vs… gibi konulara değinen Alper canıgüz, aslında sağ gösterip sol vurarak derin bir sistem eleştirisi yapıyor. Fakat bu bir hazine ve bulmak yada anlamak için çok dikkatli okunmalıdır. Toplumda ki basit roman algısıyla okunup , bir kenara atılacak bir kitap değildir.

tabi bu yazdıklarım tamamen benim doğrularım !

romanın ana konusu , Alper kamu kardeşimizin tanık olduğu bir cinayet üzerine işlenmiştir .bu cinayetin ardında ki sır perdesini, Alper kamu, çözmeye çalışırken başından bir dizi olaylar geçer…   hızlı okunması şiddetle tavsiye edilir. Belki “yann tiersen..amelie soundtrack” eşliğinde okunabilir. Tercih size kalmış. İsterseniz sinan akçıl eşliğinde de okuyabilirsiniz.

Ayrıca romanın son bölümlerinden biri olan “ böyle uyurdu Zerdüşt” bölümünde; aşırı yoğun düşünme gücüne sahip bir insanın bilinç altına inildiğinde açığa çıkan kavramlar kargaşasıyla karşılaşacaksınız ; Öztürk ,duygu fırtına, castratus, geçmişyiyen ….ve bütün bu kavramların ortasında ara ara dialoglar , kavgalar ve hatta monologlarla karşılaşacaksınız.

Kısacası biraz Freud, biraz da nietzsche…bir o kadar üst akıl ve çok fazla sabır J

Sonuç olarak okurken gülüp, şaşırıp, duygulanıp, sinirlenip ve kendinizi boşlukta hissedebileceğiniz bir roman. 

Kalemine sağlık Alper canıgüz diyelim.

Muhabbetle,


Aman ha çayı unutmayalım J

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder