27 Temmuz 2014 Pazar

SONSUZLUĞA MUHTACIZ NEDENİ MEÇHUL

Saat gecenin üçü.

Ben bu saatte yorganımın sürekli toparlanmasından şikayetçi olurdum bir zamanlar....

Bir zamanlar, zaman denilen kavramın bunca boşluğumu nasıl doldurduğunu bilmezdim. Kendim için ne kadar kayıtsız kalmıştım oysa.işte tümden gelim bu anda karşımda beliriyor. Bütün zaferlerimden döndüğümde aslında tüm kayıplar tek tek dikiliyordu karşıma. Ben hiçbir şey kazanmamıştım, birkaç afili,hoş ve her insanı yücelten sözden başka...

Geçenlerden bana bir mabed uzatıverdi tanrı.

“al sana bu geniş salonu benim yarattığım ruhlar için kullan”

Durduğum noktada düşünmeye ara verdim. Bir mantığın süzgecinden geçirmeden aldım avuçlarımın ortasına ve boyuna bu mabedi seyre daldım.ruhum yeniden canlandı, yeniden dinçleşti, gençleşti...

Salkım saçak bir üzüm ağacının altında gölgeye uzandım.rüyama kara sakallı bir genç geldi. Bana elinde tuttuğu kitabı uzatarak
“sen bir tutsakdın yıllarca. Her gelen hüküm sürdü ruhunun üzerinde.bak bu kitapta insanın özgürlük tanımı geniş yer kaplıyor. Okuduğunda kendini bulacağın bir kitap bu..

Belime bağladığım kuşakları yırtmak kararını verdiğimde annem bana çok kızmıştı. “ oğlum yapma allah aşkına sen, yıllarca bu kuşaklar için çalıştın. Şimdi neden yırtıp bir kenara atmayı düşünüyorsun”

Ben bu sözlere karşılık vermeden oturdum yerime ve hiçbir şey olmamış gibi başladım çayımı yudumlamaya.

Saat gecenin üçü

Ve ne zaman üç rakamı dikilse karşıma kaybettiğim herşeyi düşünmeye başlarım.

Ben ne kaybetmiştim acaba ?

Ne kazamam gerekirdi

Şu anda birileri öldü galiba . onlar için üzülmüyorum. Çünkü demirin ateşte erimesine benzetirim . demir ateşte uzun bir süre yada kısa bir sürede erir; ateşin sıcaklık derecesine bağlıdır. Ama sonuçta erir. Yani doğduğumuz gün ateşe atılan bir demir gibi atıldık hayatın kollarına ve er yada geç ölüm gelip bulacaktı bizi yaptığımız eylemin ortasında.

Bir çocuğun kanlar içinde annesini aradığını görünce ne kazanamadığımı anlamıştım.ben o çocuğun yanında olammadığımı kaybetmiştim. Savaşın ortasında çaresizlik içinde ki insanlardan olmamayı kaybetmiştim.deprem,sel, tsunami gibi afetlerle hiç karşılaşmamayı kaybetmiştim. Devrim için mücadele veren kahramanların yanında olmamayı kaybetmiştim....

Ben aslında hiçbir şey kazanamadığım için kaybetmiştim.

Sağıma baktım tenha örgülerle örülü bir gece
Soluma baktım yine aynı
Nerden bakarsam orda kazandığım kaybettiğime denk düşmeyecekti.hep bir buruk, kasem ve melenkoli... sonra şarkılar, şarklılar,şakalar,şakaklar...
Sonrası tanrının bana emaneti yüreğimde muska gibi taşıdığım o mabed.


Sonsuzluğa muhtacız nedeni meçhul !

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder