içimde sana biriktirdiklerimle
bir gemi inşa ediyorum
koca bir okyanus duruyor önümüzde
her gün dirilen, her gün öldüren
her geçen gün dirhem dirhem bozulan
ve yolumuz haktan geçmeli sevgilim
bir asker "dur! emrine ne kadar uyarsa
biz de ikimiz için o kadar susmalıyız
yoksa bu güverte çatlayıp bam telinden
su alıp batacak kimsesizlerin diyarına
sen bana yeni gündün tanrıdan
o ki seni avuçlarıma çizdi
rüyalarıma serpti gülüşünü
şimdi her umut ışığı beni senin karanlığına
şimdi her rengarenk katman ve toprak
pişirilince ruhumuz gizlendi birbirimiz için
biri birimize öteki durunca
hakka boyun eğdi her çiçek
her balık yüzgeçleriyle tanıttı
her yosun diri bir bebek
ve gazze israfilin suruna emanet
sen dönüp durdun bir kuğu gibi
okyanusun en azgın dalgalarında
gözlerim gözlerine kavuşunca
ve o an bütün perdeleri çekildi dünyanın
beni sende gizledi
seni gönlümün aynasına
kır gezilerine çıkan bir tabur öğrenci
velhasıl soluk, tanrının en seküler hediyesi !
ne biz ona karıştık; ne o bizde durdu
durmasında... dursaydı sözcükler çürüyecekti
ve aşkın selası okunurdu ikimizin üzerine
bizde bu katlin birer fermanı olarak dürülüp
çekilirdik belki dünyanın karanlığına
zil zurna sarhoştum her yudum çayında
şeftali kokardı içine konumlandığımız bahçe
ve randevularımız çıplak bir diyarda
giyinik tutulurdu her kaşın bize çizdiği yolda
ellerini hattatlara çizdirdim sevgilim
pamuksu yumuşaklığında
ipince, zarif ve narin
bana bu geceyi sorma
bütün hayatımı dökebilirim yoluna
saklandığım ismine ve gözlerine
"adaş" dedim bana bakma öyle
-herkes ötesinde duruyor kıyamın
berisi ölüm olan bu hayatın !
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder