24 Temmuz 2014 Perşembe

ANLATTIKLARIM EKMEK DEĞİL SU

Seviyordu
Aşıktı
Kendini bilmezdi bu deli oğlan...

Sigaram ket vuruyor parmaklarıma bir kaç saniye. Gece tuhaf bir varlığın  ölmüş olan parçası...sislerle örülü,yalnızlıkla,sessizlikle ve her insanın sensizliğiyle...
Patır kütür düşüyor önüme kara çarşafıyla. Ellerime dokunuyor, parmaklarımın içinde dolanıyor...

“ulan” diyesim var tam da burda

“ulan sillesi hayatın ne iz bırakır insanda”

Bardağım lekeli tıpkı hayatım gibi.kristalleşiyor içimde ki her ses ve buğulanıyor yaşadıklarım. Gözlüğün arkasında duran dünya beni çağırıyor sürekli, sürekli, birilerini mutlu etmenin amacı güdülüyor içimde. Kendim olabilmemin izdüşümü, hayallerimin içine itiliyor bir bir...

Sana çok uzak bir mekanda yazabilmenin çok acı olduğunu biliyorum aslında.sabrım ufalanıyor gün gün sermeyenin avuçlarında. Ama bunları sana anlatamam anne. Bakma bana öyle anlamsız anlamsız ...beni bir boşluğu izleyen hayal kırıklığıyla izleme lütfen. İşte burda diyorum sabrım iyice ufalandı sermayenin avuçlarında...sermeye diyorum anne !  yani şu “bir liran olmayınca çok kiymetlidir” diyipte bizi okutmak için sürekli olarak biriktirdiğin ve bize her defasında onun varlığı üzerine detaylı açıklamalarda bulunduğun ve boşa harcamamız için telkinlerde bulunduğun para varya... işte o para anacığım, o para için masum insanlar ölüyor ,özgürlük ölüyor .işçiler, madenciler, çocuklar ve en önemlisi koca bir kainat ölüyor saniye saniye...
Sana şimdi nasıl anlatmalıyım gücün insanı nasıl insanlıktan çıkardığını ...insanların o insanı nasıl tanrılaştırdığını... hem de o insanı çok severken bunu yaptığını hem ona katli vicdan yaptıklarını hem kendilerini köleleştirdiklerini...
Kendimi şimdi bu koca gövdeli karanlığın içine bıraksam. Sadece bir insanın kayboluşu hakkında bir fikir verir çevremdekilere oysa hepimiz nasılda “kayıp aranmıyoruz...

Şaşırmamak elde değil anne. Hep mesajlanıyoruz gibi ve sürekli olarak eksiliyoruz.harflerini kaybetmiş sözcükler gibi...

Hayır hayır beni anlamıyorsun anne

Anlattıklarım ekmek değil su !

Bu yüzden ne ben sana somutlayabilirim kendimi ne sen...

İşte böyle böyle geçti zaman denilen muğlak. Sana uzak bir kentte bir balkon tenhalığında albert camusun başkaldıran insan modeliyle yazıyorum.hani hep derdin  ya “oğlum çayın soğudu”

Harbiden çayım soğudu


Anneler neden hep haklı çıkmak zorundalar ki  !

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder