şimdi
Uyandığımda saat
öğle vaktini çoktan geçmişti.pineklediğim yatağımdan çıktım. Yüzüme birkaç avuç
su çırptıktan sonra aynada kendime baktım; saç sakal birbirine karışmış , yüzüm
güneşle olan buluşmasını ertelemiş bundan mütevellit nur gibi parlıyor. Tırnaklarıma
baktım sonra iyice uzamış. Sonra başımı kaldırıp aynaya baktım yeniden ve o
anda tükürmek geçti içimden... yıllarca annem ve babamın yapmadığı şeyi yaptım
kendime çünkü suna’ya yaptığım kötülüğün bedelini kendi yalnızlığımla ödemem
yetmiyordu artık...evet .işte şimdi oldu.. tükrüğüm aynanın kirli yüzünde yavaş
yavaş aşağıya kayıp yüzümün her yanını yıkıyordu.
Kendimle verdiğim
bu saçma savaşa son vermemin vakti gelip geçmişti çoktan...aynaya son bir bakış
attıktan sonra ‘ lan bu tişört’ün rengi en son giydiğimde beyazdı . ne ara siyaha döndü ‘kendime
verdiğim yalnızlık cezası giyotinden beterdi . yoooo ben bunu hakketmiştim .
suna’ya karşı yaptıklarım ortada sonuçta...evet. suna sunam benim yüreği saf
meleğim, nerdedir şu an ne yapıyordur acaba.bunları sormaya hiç hakkım yok !
4 yıl önce
“ ya
kardeşim o dediğin iş öyle olmuyor işte. Ezberden konuşmak kolay bir de gel
bana sor.... Çok zor abi anlayamazsınız hiçbiriniz.....tamam kardeşim bu benim
kararım...... Evet haklısınız , ben tam bir yavşağım. Kararlarıma saygı
duymayan dostlarım olacaksanız hiç olmayın..... Evet , son sözüm budur “
Telefonu kapattıktan
sonra , o sinir harbiyle fırlatıp attı çekyatın üzerine. balkona çıktı, bir
sigara yaktı. Beyaz sandalyesine kurulup
“bende bir insanım kardeşim, elbette benim de kendime özel bir hayatım
olacak.... Pehhh kime anlatıyorum ki. Dostlarımmış sizin gibi dostlar olmaz
olsun....” bir taraftan bu düşünceleri
sesli söylüyor , bir taraftan da sigarasından derin derin nefesler çekiyordu...
51 ay önce
-Sevgilim,
hayırdır ne oldu ?....canını sıkan bişey
mi var ?
-yok bişey -ama var
bişey belli ki.....nedir hadi söyle bana
- ben ayrılmamızın
gerekli olduğunu düşünüyorum
Bu sözün
üzerine cin çarpmışa dönen suna ne diyeceğini, nasıl tepki vereceğini
bilememişti.oysa herşey o kadar güzel giderken nerden çıktı şimdi bu ayrılık ‘
ne olmuştu acaba’ diye içinden geçirdi . birkaç dakika kendini topladı ve :
-tamam o
zaman biraz ara verelim ...
-yooo hayır
suna , ara vermekten değil ayrılmaktan bahsediyorum
Hayatının hiçbir
aşamasında gurur duvarını yıkamayan suna . hiçbir şey söylemeden kalktı
yerinden ve hemen uzaklaştı oradan....
Şimdi
“ sevgilim
Öncelikli olarak
bu mektubu yazıp yazmama karasızlığı ortasında yazmaya başlıyorum. İşte böyle araf
girdaplarına kapılıp, sürekli boğulan hayatımın son sözlerini yazarken de araf
kuyusundayım. Çıkaracak kimsem kalmadı senden başka. Şimdi sende yoksun...
Hatırlar mısın
elimi ilk tuttuğun gün bana bişey söylemiştin. Suna, ben ismim gibi kimin
hayatına girsem devrim yaparım. Yeni baştan başlar o insanın
hayatı...özgürlüğü, adaleti, mutluluğu ve huzuru getiririm kendimle beraber. Bütün
kaotik düşlerini yıkar; yeni ve güzel
ütopyolar kurarım oraya....en sonunda aşkı yerleştiririm o ütopyanın göğüne ve
inan bana; her kaos kalkıp gider ben geldikten sonra...
Bende saf
saf hiçbir şey anlamamıştım. Yani diye sormuştum sana
Yani benim yüreği
suyla harmanlanmış sevgilim
Yani....aramıza
çok adaletli bir rejim getiriyorum bugün
Ben yine
anlayamamıştım. Aslına bakarsan hala kendi kendime soruyorum
“Aramızdaki en adaletli rejimin adı aşk mıydı,
ölüm mü “
Titreyen ellerinin
arasından kayıp giden bu mektup, devrimin gözyaşlarıyla yıkandı hergün...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder