28 Temmuz 2014 Pazartesi

MEVSİM YAZDI BENDE ÖYLE YAPTIM


salkım saçak bir gecenin esintisinde
güvercinler yolladım içime
parçalandı kanatları
mevsim yazdı
ben de öyle yaptım

-sis miyim neyim anlamadım hala
bu dünya öyle eşsiz dönüyor ki etrafımızda
ancak bir sis olarak sevebilirdim seni
içime girdikçe bütün gövdenle
ıssız adalar bulmalıydın ikimize
çünkü çoğul, her güzelliği yalıtırken benliğine
hatırlar mısın ?
tekinsiz bir konu duruyordu aramızda
adını ne ben koyabildim ne sen durabildin içimde
yalnızdık ikimizde çoğul sesler ortasında
bir soluma çarptı gözlerin bu "devrim" dedim
bir gidişin vardı sisler ortasında soluk soluğa-


işte böyle böyle anımsıyorum ikimizi
bilmiyorsun
tuhaf bir serzeniş oluyor içimde ki ses
bilmiyorsun
sana hala güvercinler yolluyorum
kanatlarında siyah mürekkep
dönüp dolaşıp "unutursun" diyor
saatimin üzerinde ki akrep
oysa
öyle yeni öyle saf
öyle hükümsüz duruyorsun ki orda
unutmak tanımını yitiriyor gözlerinde

sana da böyle şeyler oluyor mu
diye sorasım var
gördüğüm her çocuğa
sende bir çocuktun benim gözümde bir zamanlar
içime gözlerin düştü
mevsimlerden bahar, günler uzun, saatler hızlı
ve hayat hiç akmayan bir akvaryum gibi rengarenk

-şimdide aynı

-güneş kızıla çalınca hiçbirşey değişmedi anlayacağın

sığ bir kafeste ölüyoruz zeytin gözlüm
derinine inmeye çalışıyorum senin
dipsizliğine, susuz kuyuna, bitmeyecek çölüne
bulut istiyorum senden, yağmur ve rüzgarını akdenizden
sonra kırlarını
kısıklığını
kırgınlığını
ve dolan boynuma mevsimler ölmeden
desem de
sen aldırma bunlara
ölümün olduğu bir yerde
acıtasyon ölmeli her ölümlüden önce

belki bir gün
bir kürenin
güneşle bakışmasını tartışırız yeniden

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder