24 Aralık 2013 Salı

DAĞILIR YALNIZLIK

günce bir masal gibi girdiğinde hayatıma
ben dağınık yalnızlığımda boğuluyordum
ve tuzakmış gibi geliyordu bana
içimi bir hoş olan her sevda
kaçıncı sarhoşluğumdan uyanıyordum
hatırlamıyorum...
çocukluğu çıkarsak belki beş yada yedi
oysa ne farkeder ki
sevdanın bir damlası bile günah
bağlar seni bir kıyıya
ve tutsak olursun ömrün boyunca
ben bu düşüncelerin tarifesiyle
uçmayı planlarken hayat rüzgarlarında
sen, bir anda bitiverdin köşe başında
dağınık yalnızlığım toparladı kendini
gülüşünün masumiyeti karşısında

hurufların inceldiği yerden kopsun kelimeler 
ve dilimlensin kör bir bıçakla umut
sen o gün gülmemeliydin
ve bana kalırsa sen hiç gülmemelisin
çünkü gamzen bir anda beliriyor sol yanağında
biliyorsun
içinden soyut binlerce anlam geçiyor
aşkla başlayıp ölümle sonuçlanan
gamzenden söz açılmışken bir anda
gözlerin dokundu aklıma ve parmak uçlarıma
buğuyla örtünmüş siyah bir yakut gibi
bu betimleme sende o kadar güzelleşiyor ki
üleştirmek el vermedi aklım ve parmak uçlarım arasında
aklımı yüreğime bağışladın
ve sonra parmak uçlarıma dokundun
ellerin benim benzersiz ütopyam

sen ve ben iki ayrı halkın kahramanlarıydık orda
sadece aşkın döküldüğü topraklarda
benzersiz çizgilerle kavuşuyorduk
oysa bu bir yanılsamaydı bütün aşk yağmurlarında
saklanmış papatyaların ihanetiyle
savrulduk ayrı köşelere
görüyor musun
hayallerde bile kavuşmadık seninle

zaman ayrılığın antibiyotiği gibidir
direnç kazanır yılların dökümüyle 
yalnızlığın dağılır iyiden iyiye
daha da sert vurmaya başlar yüreğinin kılcallarına
ve artık gözlerine bakmak ihanet etmekti aşka
böyle düşündüm 
onun için
saçlarından bir yüz yaptım kendime
onu izliyorum sen farkına varma diye

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder