21 Aralık 2013 Cumartesi

BEN DEDİN VE KAYBETTİN

balkondan dışarda top oynayan çocukları seyrediyordum; geçmişten bir fotoğrafa bakar gibi.aslına bakarsanız geçmişin özetidir gelecek.bugünle dünün arasında ki tek fark dün öğrendiğini bugün yaşıyorsun.çocuklukta mücadeleyi öğrendiğim o yeşil çayırlarda; bugün mücadeleyi kara bir hayat tablosuna naklediyorum.renkli hayatı öğrendiğim renksiz hayatı yaşadığım bir hayat...ey hayat durdurak bilmezsin ama;yinede uyumak sende yaşattığım en güzel eylemdir benim için.bu düşüncelerle top oynayan çocukları izlemeye devam ettim.

kapının zili çaldı...

kimdi acaba diye düşündüm sonra elimin ayasıyla alnıma vurarak "tabi ya bugün fikret gelecekti"... koşaradım kapıya yöneldim.
kapıyı açtım " kardeşim hoşgeldin" demeye kalmadan 
tatlı bir gülümseme,hoş bir mizah ve ilk görüşte aşık olmaya yetecek bir edayla "iyi günler.kusura bakmayın rahatsızlık veriyorum ama;bir ricada bulunacaktım.acaba  tanıdığınız bir cilingir var mı? anahtarımı içerde unuttum da"
-siz hangi dairede oturuyorsuz? (daha önce hiç görmemiştim onu ve bundan kesinlikle emindim.)
-ya ben yeni taşındım bu apartmana, karşı dairenizde oturuyorum.komşunuzum yani
-hımm ne güzel desenize güneş iki defa doğacak bu apartmana
-pardon!....anlayamadım
-şey diyorum ya dairenize güneş iki defa vuruyor.yani çok şanslısınız
-(gülümsedi) herşey çok güzel de dışarda kaldım.
-tamam ya hallederiz.bizim kasım abi var.cilingir değil ama her türlü kapıyı açar. siz rahat olun.ben şimdi onu ararım
-(biraz şaşırdı) cilingir değil mi peki ne o zaman ?
-serbest meslek erbabı.
-serbest derken.
-serbest derken : nesnelerin yer değiştirmesine karşı değil.yani kendini nesnelerin tercümanı diye niteliyor.ona göre nesneler çabuk sıkılırlar bulundukları yerlerden.
-(ellerini önünde kovuşturdu) hımm pek anlamadım ama ilginçmiş.
-yani biraz ilginç biraz da maceracı.sanırım biraz da robin hood hayranı
-(gözleri yuvalarından fırlayacakmış gibi baktı.ama güzellik bakidir o anda karar verdim buna) ne yani hırsız mı
-işte bunu onun yanında söylemesen iyi olur.pek hoşlanmıyor aslına bakarsan bende...neyse ayak üstü konuşulacak bir mesele değil bu.

kasım abi asansörden çıktı ve her zaman ki gibi "selam yoldaş che" diyerek selam verdi bana.dönüp merhaba hanımefendi.hangi kapı.kapıyı işaret ettim.hemen işe koyuldu.
ve bir iki dakika içinde kapıyı açtı."haydin görüşürüz yoldaşlar.biliyorsunuz her geçen saniye de adalet ölüyor iyiden iyiye. robin hoodlar durmamalı; onlar durduğunda dünya durur..."

-kasım abi böyle biri işte...
-( şaşırmıştı ama şaşı olsaydı bile gönül dünyamda ki en güzel kadın olma özelliği değişmeyecekti) yani ruh hastası demek istedin yada şizofren falan
-( ey hayat! güzellikten bu kadar mı nefret edersin
   içi boş dışı dolu; dışı boş içi dolu verirsin
  dizeleri beynimde yankılanmaya başladı.)
sence bu hayatta hasta olmayan kaç kişi var.
-ne biçim soru bu ya
-işte bunu bekliyordum. senin de teşhisini koymak çok zor olmadı
-(sinirlendi) ne demek istiyorsunuz açık konuşun lütfen.
-açıkçası bundan daha açık konuşamam çünkü, dimağın namahrem bir yer olduğunu düşünüyorum.
-dimağ mı? dimağ ne ya 
-bilmiyor musun? ilginç... senin gibi önyargı sosyalliğiyle karar veren biri nasıl bilmez dimağı
-bilmiyorum işte .söyleseniz öğrenmiş olurum.
-dimağ : twitter'da 30 milyon takipçisi olan ünlü pop yıldızı
-(bu kadar aptal olmamalıydım gibi bir ifadeyle) neyse herşey için teşekkür ederim. bu arada ben...
-ben dedin ve kaybettin.ha bu arada oğuz atay'ın tutunamayanlarını okumayı unutma... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder