1 Ağustos 2014 Cuma

ÖLÜMSÜZ GİBİ SEVERKEN SENİ

                                                                            insanlar birbirlerine aşık olmazlar
                                                                              insanlar birbirlerine acı çektirirler

gözlerine her baktığımda
kelimelerim inzivaya çekilirdi
yüreğimin mağarasında
ve kaldırım taşlarıyla döşeliydi
ayaklarımızın altında ki dünya

ben külden bir şiir yaptım
isminin harfleriyle donattım
gecemiydi...hatırlamıyorum
ama yağmur vardı
ve ıslanıyordu saçların hiç durmadan

hayaline uyanıyordum her sabah
her sabah yeni bir umutla
yeni bir rüyayla
sen, hayalin, masallar ülkesi
ve ölümsüzlük !

derler ki
bu dünya üç günlük
ne tuhaf sevdiğim
ölümsüz gibi severken seni
ölüme yürüyordum adım adım

ve ilkin gözümde birikiyordu acın
sonra ağır ağır doluyordu içime
güneş sırtını dönünce bana
sözcüklerim mıknatıslar gibi
itiyordu yüreğimi yüreğinin kıyısına

seni yazayım derken sevdiğim
aklıma çarpıyordu
zarifoğlu'ndan bir mısra
"ne çok acı var"
ve sürekli
karşıma dikiliyordu bu koca duvar

siyanüre hapsediliyor insanlar
 "ne çok acı var"
toprakla oynuyamıyor çocuklar
 "ne çok acı var"
kızıl renkte akıyor nehirler
 "ne çok acı var"
gökyüzü mavi değil artık
güneşe hasret bir bahar
yağmur insanları söndürüyor
yaklırak öldürülen insanları
 "ne çok acı var"

çıkıyordun içimden bir tank gibi
hiç durmadan bu duvara bakıyordum ben
ve son bir şiir yazdım
acı duvarına;

müteveffa aşk

sen bir rüzgar mıydın
gelip geçtin öylece
hafif melteminle küllerimi
bıraktın sonsuzluk denizine
sen bir günah mıydın
bir tokat mı
bir diriliş rüyası mı
sen öylece gelip geçtin
acı duvarına
takılıp kaldım ben  
toz pembe bir rüyaymış aşk
anladım

rulet oynarken bir gece
öldürdü kendini gülüşüyle

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder