1 Ağustos 2014 Cuma

FABRİZİO PATERLİNİ VE PİYANO

fabrizio paterliniyle geceye indim
ve birden karşıma sen çıktın
dağıldı yine burçlarına beyaz bayrak diktiğim kalelerim
oysa ben bir imdat sesi olmak isterdim
bütün acıların sonuna hazır
ve nâzır bir bakışım vardı senin dışındakilere

içime stratosferden atlamıştın
ve kalbim dağılmıştı kuantumsuz
gülüşünün ivmesi karışmıştı kanıma
ruhuma dolanmıştı saçların
herkes bir miğfere ibadet ediyordu sevgilim
benden böyle bişey bekleme dedim
gitmek istersen yoluna taş koysun dualarım
sonrasını hatırlamıyorum
bizim orda buna aşk diyorlardı
ben de öyle baktım sana
ama sen bunlara inanmak istediğin için korktun
ve bakışım gittiğin o incecik  zamana çakıldı
ancak gelişin sökebilirdi beni oradan
sen gelmedin
dünya bütün günahlarıyla döndü etrafımda

fabrizio paterliniyle devam ettim geceye
uzadıkça kısalan bir saç teli gibi
amacım: anneme benzemeden anneme benzeyerek
benzin döküp yüreğimin mağmasına
seni yakmadan öldürmek içimde
içimde sen olmadan yaşamak seninle
seni tutup kaldırmak kendimle
sonunda kendimi öldürmek seninle
ve yamalı pantolonlar giydirmek bilmeceme

bil istedim
-saçlarını tığlarla örünce
hayat kahpe yüzünü gösteriyor her defasında
sanırım yeni yenilendi hücrelerim
kaşımda ki kapanan yaradan anladım
bedenim dipdiri duruyordu ipte
ip gidişinin rüzgarıyla koptu
elbiseleri döküldü çocukluğumun
yeniden koştum anneme
ve sarıldım rahmanın ellerine

sözümü kıstı fabrizio paterlini
kendi suskunluğuna vurdukça vurdu piyanonun tuşlarıyla
kilitlendim
açmak yine anneme kaldı kalbimin kapılarını
biraz freudça bakmak gerekirse
annem  sevgilim olmaya en layık kadındı

-bam !
diye bir ses düştü gerçeğin üzerine
duygularım toplanıp savaştı yeniden
ah kalbim
yine sen diyor yine aşk
yine yine
yeniden savaşmak
fakat ne iğrenç bir gerçektir
ölmemek için öldürmek

şimdi üçünüzden biri ölmek zorunda
hanginiz ölürse önce o kazanır bu dünyada
ve şükür ki ölüm var sevgilim
dedirtinya bunu bana
yoksa hayat denilen duvarsız hücre
sen dediğim aşk gibi
ne veriyordu bana
acıdan ve yaradan başka

bir yaz gecesiydi
pencerem açık
hava soğudu iyice
sabah öldürmek üzereydi geceyi
sen kalkıp büyüdün bir tümör gibi
nasıl yakışırsa öyle davrandın aşka
erittin içimde ki herşeyi
ya rabbi bu nasıl bir düğümdür
daha çözemedim belinde ki kırmızı kuşağı
herşey öyle birikiyor ki
unutkanlaşıyor unutmak eylemi
ve artık
susarak karşılayabilirim kendimi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder