ahlak değerlerinin liğme liğme edildiği bir dünyada yaşıyoruz
yalnızca yaşamıyor;onunla ilgili düşüncelerimizi de hoyratça savuruyoruz
dünya bize gülüyor,biz dünyayı yaşatmaya çalışırken üstelik
bu nasıl bir ironi!
bu nasıl bir ironi demekten çekiniyor
ve bir kamlumbağa gibi kabuğumuza çekiliyoruz
işte bu anda, kendimden öyle nefret ediyor, kendime öylesine kızıyorum ki
yemekten önce sadece çay içiyorum
ve ardından bir sigara yakıp,uyuşturuyorum kendimi
işte buda bir ironi!
insanlara birşeyler anlatmak istiyorum ama anlatamıyorum
çünkü insan, ancak yaşadığını yaşattırabilir
bu söz beni küçültüyor iyice ,söylemek istediklerimi de söyleyemiyorum
vermek istediğim bilginin akışında kaybolup gidiyorum,tutsak bir sessizlik gibi
oysa birileri çıkıp ne kadarda rahat konuşuyor.önünü ardını düşünmeden
özgürlük bu kadar mı aptallaştırıyor,bu kadar çabuk mu söndürüyor elimizdeki meşaleyi
ironi, düşünmeden konuştuğumuz zamanlarda kendini gösterir bize
ahlaksız bir minvalde yürürken,ahlaktan dem vuran biri
düşüyor gecenin karamsar yüzüne
güldürüyor bizi; bir yandanda ağlıyoruz için için
dağılıyor muyuz,aptal mıyız ,dürüst müyüz,korkak mıyız
hangi yılışık cümle şimdi toparlar.
cam gibi kırılıp dağılan bu söz öbeğini
hangi ölü dirilip gelir ki bunca ruhsuz bedenin arasına
bırakalım artık kendimizi kandırmayı
serazat kahkahaları sıyırıp atalım
gün geçtikçe maskelerimiz birbir düşüyor
gün geçtikçe, sonsuz bir cehenneme davetiye çıkarıyoruz
kendi kanımızın mürekkebiyle...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder