kargın sular bize getirdi onu
kırgın bulutlardan boşaldı üzerimize
derimizden kalbimize nüfûz etti
aşk denilen körkütük sarhoş etti
insanoğlu âdemi seslerde boğuldu.
kaç zaferler kayboldu
kaç imparator sürgün oldu
kaç kişi kazandı
aşk,baştan kaybedilen bir savaştı.
güneş hûzmesi
ay mavisi
ve binbir gece masalları
bin dileğin içine
bir yıldız kaydı sadece
çürüdü orda,çürütüldü
güz yangını gecelerde
kırık kalpler durağı
çelikten örs
kıkırdaktan üzengi
hangi eşsiz varlık
böyle yaratıldı,böyle yok oldu
ölüm ve yaşam arasında ki ince çizgi,
sarı bir gülün adına bağşedilddi
gözyaşları... saklanır çeyiz sandığına,
mendil aralarında kan rengine bürünür
birileri üzüldü elbet
birileri öldü
bazıları unuttu çoktan
unutulurmu hiç, bir dostun gülüşü
git ve gel
iki adım bir kehânet
yüreğinde hapset
gözlerinde bir ışık nihayet
yeniden başladık
aşka davet çıktı
geçmişler tortulaştı yüreğindeki akıntıda
yeni bir ezber dokunuyor sesine
rüyalarına yeni bir sûret giriyor
düşler yapıyorsun ondan
oysa,geçmişi arıyorsun hep
başka gözlerde
başka avuçların içinde
öteleniyorsun mutluluktan
aşka biraz tarih sürülüyor
efsaneler dinliyorsun bilgelerden
inanmasanda inanmak istiyorsun herseferinde
-bir adımda sönebilir mi
ışık hûzmesi,
ay sessizliği
ve yıldız bekleyişi-
bu,aşkın tarihsel söylevi
her çağı atlayıp gelen,
sözcükler kümesi
yeni adımların başlangıç noktası
zıt kavramların barınağı
sen ve ben
yeniden tekerrür eder miyiz
dolaşır mıyız bir uçtan bir uca
çekebilir miyiz birbirimizi
yıkılmış bir şehri onarabilir miyiz
aynı tadı alabilir miyiz yeniden
aşk, denilen kutsal yalandan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder