ellerim kömürleşmiş bir düğmenin üzerinde
gıcırdayan kapının sesiydi havadaki melodi
birbiri ardına sıralanmış basamaklar merdivende
karşımda şaşkın bir ifade,küfürlerime gülümsüyor
ak bir güvercin kondu penceresiz evlere
iki ayrı ruh bir bedenin içine sığdı
iki dağın arasında çoban sesleri geldi
notasız enstrüman beni başka bir aleme götürdü
başka bir alemde parasız mutluluğa tanıklık eden biri vardı
ak bir güvercin kondu pencerisiz evlere
üçleme çaydanlıkta fokurdayan su
kanepeler de yırtık papucun ayak izleri
izmarit yanlızlığı kokuyor duvarlar
gülce bir sohbet başladı herşeye inat
ak bir güvercin kondu penceresiz evlere
dalgınım bugün birazda hırçın ve asi
garip bir yolcuydu dün,garip bir hayattı bu
yaşadığımız yada nefes aldığımız
tik tak sesleriydi zamanımızı çalan.
ak bir güvercin kondu penceresiz evlere
iki çocuğun anarahmine düştüğü gün
biri birini çürüttü, sonra kendi çürüdü
şimdiyse sessizlik hükmünü sürdü
tik tak sesleri aldı yokluğunun yerini
ak bir güvercin kondu penceresiz evlere
bırakıyorum yaşadıklarımı geride
birikmiyor bende mutluluk
ışığımı gönderiyorum penceresiz evlere
yükse kuşların kanadında ki son trende kalktı
vandetta üçlüsü bitti
ak güvercin konmuyor artık ışıksız penceremize...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder