bugün sırılsıklam olmuş bir sevdanın ağlayışı
reflüsü varmış gibi dolandı avazımda
bir sokak köpeği gibi
umut mütemadiyen intihara durdu
şarkılar imtihana çektikçe uzayıp eskidim
insan
eşrefi mahlukat olmayı çoktan geçti sevgilim
ve masalımız burda başladı
sonra birden dağıldı başladığı yerden
en anlamsız yerde kırıldı gülüşüne koşan çocuk
kavgamız en kansız yerinde yaralandı
ağladın sen
ve gözyaşlarının sağanağı içime vurdu
uçarken kalbimin çatıları
dualarım bir mülteci gibi boğuldu
yarınlarına koşarken
gel biz bizi öldürmeyelim
çünkü biz öldü mü
çayımız soğur balkonda
saksılar yıpranır, kurur toprağımız
ve bir siklamen
dokunamadan bir çocuğun yanaklarına
güneşini görmez ebediyen
bilirsin silgisi yoktur anıların
evrildi mi acılara
kör bir bıçağa dönüşür
ve kanaması durmaz sevdaların
1 Haziran 2016 Çarşamba
28 Mayıs 2016 Cumartesi
SUYA ÜFLEYEN ŞİİR
sesini sükutuna yatır
böyle daha güzelsin sevgilim
elif'ine boyun bükmelisin (!)
içinde dağa dönüşen yığını boşaltmalısın
dünya bir kara delik gibi
çekiyor bizi karanlığına
alt dudağından akmaya başlayınca rujun
numarası büyük ayakkabıların olacak
büyüyünce giyebileceğin
umutlarının küçülmesini bekleme boşuna
rüyalarının gerçekleşmesini bekleme
bugün susmalısın
ve biliyorsun susmak çığlığın perde arkası
"inşallah ne güzel duaymış" derken
tebessümüne sığınırdım ben
kaybedersen,
kaybederiz
ve kaybettikçe kayboluruz
elifsiziz hepimiz çünkü
biraz niçeyiz,
biraz isa,
birazdan da aşka dururuz
terennüm edince kuşlar
bahara açılır hülyalarımız...
10 Nisan 2016 Pazar
UĞURLAMA...
bugün günlerden sensizlik sevgilim
umudumu kalbine bağlayıp yolladım seni
rüzgara verdim sesimi ulaşsın sana
cüzzamlı bir beden neyse oyum şimdi
uçurumlarına koşup "yar" diye bağırmak
yurduna başkent olup aşkı dökmek yollarına
eylemsiz kelimeler sürmek gülüşüne
lakayt seslenmek sana ve bazen uzun bir susmayla
içine damlayan gözyaşlarında boğulmak
zaman beni toparlamayla uğraşa dursun şimdi
ekmeğimsin benim kahvaltılarımı şenlendiren
ve akşamın hüznünü süpüren ruhumdan
renksizliğimi pastel renklere boyayan
avazıma aşkı yerleştirdin
nidalarıma gülleri , gülüşünle sevgilim
umudumu kalbine bağlayıp yolladım seni
rüzgara verdim sesimi ulaşsın sana
cüzzamlı bir beden neyse oyum şimdi
uçurumlarına koşup "yar" diye bağırmak
yurduna başkent olup aşkı dökmek yollarına
eylemsiz kelimeler sürmek gülüşüne
lakayt seslenmek sana ve bazen uzun bir susmayla
içine damlayan gözyaşlarında boğulmak
zaman beni toparlamayla uğraşa dursun şimdi
ekmeğimsin benim kahvaltılarımı şenlendiren
ve akşamın hüznünü süpüren ruhumdan
renksizliğimi pastel renklere boyayan
avazıma aşkı yerleştirdin
nidalarıma gülleri , gülüşünle sevgilim
13 Mart 2016 Pazar
SEN...
dolgun yanaklarında yürümek istiyor parmaklarım
hep iz bırakmak istiyor gülüşünde sevgilim
çünkü bir aşka katil olmaya geliyorum
ve sevda bir kayısının tadında dilime sokuluyor
şiirler dönüyor kalbimin yörüngesinde
ismim temize çıkar diye korkuyorum
şair olduğumu duyduklarında
oysa şairler bazı sözcüklere şarjör boşaltıyorlar
kırpmaya başlıyorlar harflerini
eğip italik bırakıyorlar kızların dudaklarını
ve çocuklar salonlarda çığlıklıyorlar şiirleri
bir kavga ki masumiyete en renkli libası giydirir
bir kader ki bağdaş kurar ; altında sedir
önünde sofra ve sofrada afrikanın çok kemikli çocukları
insanoğlu
bazen çok filistin bazen çok amerika sevgilim
bazen hissediyorsun bir başka acıyı
bazen susuyorsun bir okyanusun derinlerinde
bazen çaresizsin bazen çok hissiz
bazen bütün bu bazenleri kaldırıp atasın geliyor
bazen bir şiirde buluştumak istiyorsun
bir naziyle bir museviyi
ve çoğu zaman ayrılık düşüyor payına insanoğlunun
ben yine de umudu sürmek istiyorum gülüşlerinin tarlasında
ve filizleniyorsun bir anda
yürüyorsun kalbimde hiç durmadan
sen yürüyünce kalbimde
parmaklarım iz sürüyor dudaklarında
bir gece oluyor ki
ateşe koyuyoruz hayatlarımızı
limolu bir çay gibi huzuru demliyoruz bir yeşilçam filminde
sabrımız olgunlaştırıyor meyvelerini
tutup koparmaya kıyamıyorsun
çünkü sen bir papatya falı kadar merhametle dolusun
hep iz bırakmak istiyor gülüşünde sevgilim
çünkü bir aşka katil olmaya geliyorum
ve sevda bir kayısının tadında dilime sokuluyor
şiirler dönüyor kalbimin yörüngesinde
ismim temize çıkar diye korkuyorum
şair olduğumu duyduklarında
oysa şairler bazı sözcüklere şarjör boşaltıyorlar
kırpmaya başlıyorlar harflerini
eğip italik bırakıyorlar kızların dudaklarını
ve çocuklar salonlarda çığlıklıyorlar şiirleri
bir kavga ki masumiyete en renkli libası giydirir
bir kader ki bağdaş kurar ; altında sedir
önünde sofra ve sofrada afrikanın çok kemikli çocukları
insanoğlu
bazen çok filistin bazen çok amerika sevgilim
bazen hissediyorsun bir başka acıyı
bazen susuyorsun bir okyanusun derinlerinde
bazen çaresizsin bazen çok hissiz
bazen bütün bu bazenleri kaldırıp atasın geliyor
bazen bir şiirde buluştumak istiyorsun
bir naziyle bir museviyi
ve çoğu zaman ayrılık düşüyor payına insanoğlunun
ben yine de umudu sürmek istiyorum gülüşlerinin tarlasında
ve filizleniyorsun bir anda
yürüyorsun kalbimde hiç durmadan
sen yürüyünce kalbimde
parmaklarım iz sürüyor dudaklarında
bir gece oluyor ki
ateşe koyuyoruz hayatlarımızı
limolu bir çay gibi huzuru demliyoruz bir yeşilçam filminde
sabrımız olgunlaştırıyor meyvelerini
tutup koparmaya kıyamıyorsun
çünkü sen bir papatya falı kadar merhametle dolusun
12 Mart 2016 Cumartesi
SUYA SENİ YAZAN ŞİİR
bulutlarımı siyaha boyadım sevgilim
çünkü ben güneşimi kendi ellerimle siliyorum
yani gülüşünü...
o dağınık saçlarında ki ellerimi kana buluyorum
bir aşkın ölümü gelip yakama yapışıyor
biliyorum bir aşkı öldüren bütün şiirleri öldürmüş kadar günahkar
ve sessiz haflerimin arasını doldurmuyor
inci gibi dökülen kar
susmak bazen iyi geliyor , biliyorsun
tıpkı özrün kabahatini taşıyamaması gibi
tıpkı sensiz bu hayatı yaşayamamak gibi
ve benim en iyi bildiğim şey "sende bırakmak kalbimi"
susmak öksüz bir sanattır
yıkılmak üzre olan bir çınar gibi
yıkılır insanın göğüs boşluğuna
nefes alamazsın ama yaşarsın
nedenlerini bir kıyıda bırakırsın
çünkü çünkülerini ayrık otları basmış
ve sen bir umudu daha büyütemezsin
benim en kötü bilidiğim şeydir, özür dilemek
kırıgınlığına sebepler onarmak
"nerden incelsin ordan kopsun" gibi bir adamım ben
sıkılırım kendimden ve sıkarım kendimde olanı
bende olan susunca
ben susuz kalan bir vahaya dönüşürüm
çünkü kokmuş nedenlerim var benim
insan çöp demeye kıyamaz
ama ben saçmayım
kendine silah olan bir adamım
ölüm denince aklıma kendim gelir
ben önce kendimi öldürürüm
sen beni değil
bizi yaşat sevgilim
ben bizi en fazla öldürürüm
çünkü ben seni sevmekle yaşayan biriyim
çünkü ben çünkülerimden azade biriyim
çünkü sen sususnca ben yok olan biriyim
susma ki
büyüyelim
çünkü ben güneşimi kendi ellerimle siliyorum
yani gülüşünü...
o dağınık saçlarında ki ellerimi kana buluyorum
bir aşkın ölümü gelip yakama yapışıyor
biliyorum bir aşkı öldüren bütün şiirleri öldürmüş kadar günahkar
ve sessiz haflerimin arasını doldurmuyor
inci gibi dökülen kar
susmak bazen iyi geliyor , biliyorsun
tıpkı özrün kabahatini taşıyamaması gibi
tıpkı sensiz bu hayatı yaşayamamak gibi
ve benim en iyi bildiğim şey "sende bırakmak kalbimi"
susmak öksüz bir sanattır
yıkılmak üzre olan bir çınar gibi
yıkılır insanın göğüs boşluğuna
nefes alamazsın ama yaşarsın
nedenlerini bir kıyıda bırakırsın
çünkü çünkülerini ayrık otları basmış
ve sen bir umudu daha büyütemezsin
benim en kötü bilidiğim şeydir, özür dilemek
kırıgınlığına sebepler onarmak
"nerden incelsin ordan kopsun" gibi bir adamım ben
sıkılırım kendimden ve sıkarım kendimde olanı
bende olan susunca
ben susuz kalan bir vahaya dönüşürüm
çünkü kokmuş nedenlerim var benim
insan çöp demeye kıyamaz
ama ben saçmayım
kendine silah olan bir adamım
ölüm denince aklıma kendim gelir
ben önce kendimi öldürürüm
sen beni değil
bizi yaşat sevgilim
ben bizi en fazla öldürürüm
çünkü ben seni sevmekle yaşayan biriyim
çünkü ben çünkülerimden azade biriyim
çünkü sen sususnca ben yok olan biriyim
susma ki
büyüyelim
5 Mart 2016 Cumartesi
YANKI
imgelerimle, mısralarımla ve adımlarımdan çıkan her nota ile
layıkıyım bu hayatın nüvesinde saklanmaya
anlamanı beklerdim beni yinede
yüzyıl geçse gözlerin ruhumun etrafında tavafa durur sevgilim
cebimde sana ait bir mektup bıraktım
ellerimi her uzattığımda sana
neden derdim kendi kendime
kibritin yanışını izlemek sonuna kadar
en kallavi cümlelerimle
rıhtımına yanaştım teni pürüzsüz sevgili
ve koca nedenler biriktirdim bana sunduğun hayatta
şimdi kopsa tufan
ve nuh koşsa karşı ki tepeden
anlamın içi dolmaz
okumanın intihara dönüştüğü bu zamanda
ruhuma dokunmanı isterdim yinede
dokun ki
aşk acıyla harmanlanıp doldursun kalbimi
ya rabbim bilirsin
mutlu olmak
kuzuları annesinden ayırmak kadar , gaddar
ve çamura saplanmış bir ayakkabı gibi kirlidir
çocukların kanıyla boyanmış bu dünya denen kanlı tabloda
picasso haklıydı
bu bizim eserimizdi , hepimizin
geçmişin, şimdinin ve geleceğin
layıkıyım bu hayatın nüvesinde saklanmaya
anlamanı beklerdim beni yinede
yüzyıl geçse gözlerin ruhumun etrafında tavafa durur sevgilim
cebimde sana ait bir mektup bıraktım
ellerimi her uzattığımda sana
neden derdim kendi kendime
kibritin yanışını izlemek sonuna kadar
en kallavi cümlelerimle
rıhtımına yanaştım teni pürüzsüz sevgili
ve koca nedenler biriktirdim bana sunduğun hayatta
şimdi kopsa tufan
ve nuh koşsa karşı ki tepeden
anlamın içi dolmaz
okumanın intihara dönüştüğü bu zamanda
ruhuma dokunmanı isterdim yinede
dokun ki
aşk acıyla harmanlanıp doldursun kalbimi
ya rabbim bilirsin
mutlu olmak
kuzuları annesinden ayırmak kadar , gaddar
ve çamura saplanmış bir ayakkabı gibi kirlidir
çocukların kanıyla boyanmış bu dünya denen kanlı tabloda
picasso haklıydı
bu bizim eserimizdi , hepimizin
geçmişin, şimdinin ve geleceğin
HU...
insan bazen mutlu olmak istiyor
çoğu zaman da mutlu olmanın ne denli acı verdiğini
içinde varolan bütün huzuru aldığını anlıyor
tıpkı alışılmış acıların kapısını araladığında
sert bir fırtınanın kollarına düşer gibi
muhkem bir bağla bağlandığım kardeşlerim
umut düşmez bizim payımıza unutmayın
savaşırız hayatla ve vantuzları sarmıştır bizi ahtapotlar gibi
ama herşeyin üstesinden gelir gülüşlerimiz
şu bahara yelken açtığımız günlerde
ansızın sabahın o tatlı uykusunda
huzuruma eşlik eden şu mısralarım sizin için
insan sizin gibi dostlarla
nuvesine saklanır bir kardelenin
hüznü vurur güneşin sırtına
sürer onu en ulaşılmaz boşluğa
artık yosunları süpürür çağlayanlar
ve süpürür çöpçüler kalbimiz de tortulaşmış aşkı
nerde dostluk
orada
sevdanın en sağlam ayağı döner
bir mevlevi gibi
kalbimizin kanayan bir yeri var
hep kanamalı orası
ne zaman pansumana kalkışırsa birisi
bir gece hep beraber içtiğimiz
mezesiz rakı sofrası gelsin aklımıza
hep kanamalı orası
ki huzur can evimize konsun
konsun gülüşleri, çığlıkları ve sarkmış kazakları
bir yaz günü giydiği asker botları
kalbimizde olsun
çünkü biz o varlığın
varlığıyla varolduk
unutmayın
17 Ocak 2016 Pazar
PALTODAN ÇIKMANIN ŞİİRİ
üzerini kara bulutlarla örtüyor dünyanın seni yaşayan yeri
olsun...
bir uyku molasından ne çıkar ?
hem belki zaman, dördüncü boyut olmaktan vazgeçer
hepimiz bineriz bir ışık huzmesine
ve ölüm terk eyler bizi
insan bazen fantastik bir öykünün kahramanı olup
palto diktirmek istiyor ruhuna
ve sonra onunla mutlu olmak
değiştirmek hayatı
nedenleri ve birikmişlikleri
belirsizlikleri asmak istiyor
tavanı isli bir bodrum katına
ve çarpıp kapıyı
çıkmayı düşlüyor ölümün içinden
sonra sevdası düşünce
dünyanın bilmem hangi sabahından
kalbine çelikten kalkan yaptırmak istiyor
gülüşünde yalnız boğulmak için
insanız işte sevgilim
istiyoruz ve bekliyoruz
dualarda buluşmayı
amin...
olsun...
bir uyku molasından ne çıkar ?
hem belki zaman, dördüncü boyut olmaktan vazgeçer
hepimiz bineriz bir ışık huzmesine
ve ölüm terk eyler bizi
insan bazen fantastik bir öykünün kahramanı olup
palto diktirmek istiyor ruhuna
ve sonra onunla mutlu olmak
değiştirmek hayatı
nedenleri ve birikmişlikleri
belirsizlikleri asmak istiyor
tavanı isli bir bodrum katına
ve çarpıp kapıyı
çıkmayı düşlüyor ölümün içinden
sonra sevdası düşünce
dünyanın bilmem hangi sabahından
kalbine çelikten kalkan yaptırmak istiyor
gülüşünde yalnız boğulmak için
insanız işte sevgilim
istiyoruz ve bekliyoruz
dualarda buluşmayı
amin...
9 Ocak 2016 Cumartesi
İCAT
kör bir bıçak nasıl bölüyorsa , öyle bölünüyoruz
aslında bu şiir olmaz, biliyorum
ve ölmek cazip geliyor bazen
insan eski ceketini giymek istiyor kaderin
hani şu iç cebinde umut olan
bazen diyorum ya siz onu "hep" anlayın
müsveddelerimi çözümlerken bir kelime çarptı yüzüme
fakat bunu size ifşa edemem
özel hayat gibi katlayıp koydum cebime
vakit hep tamamdı ve seni terketmek zamanı çoktan geçmişti
yine uykusunda kalmıştım sevdanın
ve sen gülüp geçmiştin
çocukluğumun kolundan yakaladım; gamzene düşmesin diye
sevgilim bazı çocukluklar hiç olmayagörüyorlar dünyayı
fısıltılardan dua yapan çocuklar
yorgan altlarında
"allah baba" ile başlayan icatlar yani
ama ne tuhaf dimi
uçurtmalar gibi kopmuyorlar
şu kimsesiz kelimeler
kimsesizlerin dilinden
aslında bu şiir olmaz, biliyorum
ve ölmek cazip geliyor bazen
insan eski ceketini giymek istiyor kaderin
hani şu iç cebinde umut olan
bazen diyorum ya siz onu "hep" anlayın
müsveddelerimi çözümlerken bir kelime çarptı yüzüme
fakat bunu size ifşa edemem
özel hayat gibi katlayıp koydum cebime
vakit hep tamamdı ve seni terketmek zamanı çoktan geçmişti
yine uykusunda kalmıştım sevdanın
ve sen gülüp geçmiştin
çocukluğumun kolundan yakaladım; gamzene düşmesin diye
sevgilim bazı çocukluklar hiç olmayagörüyorlar dünyayı
fısıltılardan dua yapan çocuklar
yorgan altlarında
"allah baba" ile başlayan icatlar yani
ama ne tuhaf dimi
uçurtmalar gibi kopmuyorlar
şu kimsesiz kelimeler
kimsesizlerin dilinden
7 Ocak 2016 Perşembe
KİMSENİN ÖLÜMÜ
kuşatılmış bir şehirdir sesim
kısa frekans hendekler kazmışlar orda
upuzun dalga boyuyuyla devletlü baba
o da hep uzun ve gergin sinir ağıyla
asiyenin bezden bebeğine kızar
ve biliyorsun kızmak kızılcık sopalar doğurur
- burda ki terörist asiye
silah da bez bebek-
kavganın düğümü çözülüyor sabret
herkes kısa ipi çektiğiğle övünür üstelik
ama sen sabret çünkü kısa ip sabır işidir
dallar dallanıp budaklanır gövdeden
ve gövde budandığın da herşey yeniden başlar
kargaların dualarına "amin" sesleri
mumlar yakılıp dikilir o gövdenin üstüne
rüzgar bir nefesten başlar söndürür ve yeniden başlar
kavgalar diyorum sevgilim
kavgalar hep yeniden başlar
ve sabreden kısa ipi çeker biliyorsun
öyle çok ölüyoruz ki
urganlardan başka ne kaldı ki giysin ruhumuz
avurtlarımıza kuşlar bile konmaya korkar
çünkü korku otoriteye gizli bir rumuz
ben ayrı bir yaştayım herkesin gördüğü
biz aynı yaştayız kimsenin öldüğü
kimseler ölüyor sevgilim
nasıl bilmezsin bunu
kısa frekans hendekler kazmışlar orda
upuzun dalga boyuyuyla devletlü baba
o da hep uzun ve gergin sinir ağıyla
asiyenin bezden bebeğine kızar
ve biliyorsun kızmak kızılcık sopalar doğurur
- burda ki terörist asiye
silah da bez bebek-
kavganın düğümü çözülüyor sabret
herkes kısa ipi çektiğiğle övünür üstelik
ama sen sabret çünkü kısa ip sabır işidir
dallar dallanıp budaklanır gövdeden
ve gövde budandığın da herşey yeniden başlar
kargaların dualarına "amin" sesleri
mumlar yakılıp dikilir o gövdenin üstüne
rüzgar bir nefesten başlar söndürür ve yeniden başlar
kavgalar diyorum sevgilim
kavgalar hep yeniden başlar
ve sabreden kısa ipi çeker biliyorsun
öyle çok ölüyoruz ki
urganlardan başka ne kaldı ki giysin ruhumuz
avurtlarımıza kuşlar bile konmaya korkar
çünkü korku otoriteye gizli bir rumuz
ben ayrı bir yaştayım herkesin gördüğü
biz aynı yaştayız kimsenin öldüğü
kimseler ölüyor sevgilim
nasıl bilmezsin bunu
Kaydol:
Yorumlar (Atom)