27 Kasım 2014 Perşembe

ÇAY VE SEN

sana çay demledim sevgilim
çünkü çayın arkasında duruyor gülüşün
ivmeme sahte bir medya dolanıyor
durmaksızın seni izledikçe
dünya durduyor kendini

dedim ya söylemimin içindeydi gülüşün
ve ruhumun bin parçasına
iliştirdim dudaklarını
savrulan bir pençe gibi astın ikimizi
çay yaprağının damarımsı endamına

gölgemiz uzuyor sevgilim bak
buda yalansa ben ki sevdim seni
gerçeğe kasırgamı çarparak
yitik bir hüznün kıyısından

şimdi senle süslü
bir alfabeyle işlensin şiir
klavyemin biten aküsü
notalı geceyi taşısın, bu şehir

ve seninle şarkı söylerken ele verelim
kulaklarımızda ki detoneyi
kasılıp duralım güneşin altında
gölgemiz kısalsın bunca yitikliğin gövdesinde
ben yine çay demlerim sana
sen sevgilim olmaya çoktan tesciliydin
susmalıyım artık ne dersin ?
ruhumuzda ki gizleri çekebilir misin ?

19 Kasım 2014 Çarşamba

ASIL TETİĞE VE ÖLMEMEK İÇİN ÖLDÜR ( EMR-İ SERMAYE)

sonra görünüp görünüp kaybolursun içimde
belki de sıkışmış bir çiviyi sökmek kadar ciddi
ve bir o kadar aptalca bir tutumda tuttum seni
söz bu afganistan; o amerika olmayacak

nasılsa bir gün hepimiz öleceğiz
ve sevgilim suskun, şaşkın bir kedi
ve ben antiemperyalist bir söz
" seni öldürmeden yeşeremez o"
bana öylece bakıp gülümserken
ne devrimci ateşi; ne sürü psikoljisi
yalnız tek derdim senmişsin gibi

ama bu öyle olmamalı; o çocuklarda ölmemeli
sancımalıydım, sancımalısın, sancımalı
sonra yaraya dağılan bir rakı gibi
kötü olarak öldürmeli şeytanı
çünkü şeytan iyi olarak bölüyor kanı
bir işçi makarayla kesiyor ellerini
ve dönüp "ne yapalım ekmek parası" diyor
ekmeği topraktan biçen o çiftçiyi
bir başkası sanıyor

sermaye melek yüzlü şeytanken
bu fiili çekilmemiş bir tüydür
düşünmesen, sussan, gülümsesen
"asıl tetiğe
ve ölmemek için öldür !

16 Kasım 2014 Pazar

GERİSİ NEFSİ TEFERRUAT

kalbimde bir mazlumun ahı 
aklım devinimlerde !
ve ruhum yelpaze olmaya karşı
güç ! ötede dur
senin yanında
kirlenmiş hissederim çocukluğumu

gücün devrimi
kapitalde gizlidir
benim devrimim soluğumda
kim işçiyse odur tarafım
kim mazlumsa onun yanında durmalı

budur hak
budur insanlık

gerisi nefsi teferruat

15 Kasım 2014 Cumartesi

TELVE

bana kahve pişir sevgilim
telvesinde ismin duruyor
yürüyen cismine aldırış etme
ruhun dişlerinden yansıyor

içime kırmızı üşüyor birden
mavi, çıralarla seslenirken geceye
sana bir burç kaldırdım şu kaleden
burcunu yasladım burcuma
filamasız bir hayat olsun diye
VE çevirdim leğeni içimizden aşağıya
ikimizi bir kova su yıkabilir
onları kaç tanker ; kaç dua
yarayı beş vakit sarabilir
annemden dönmeseydi beddua

dünya bulaşırken üzerimize
dünyayı iliştirmeyelim içimize
ve sevgilim
bunun için kalktım oturduğum kerevetten
ingilizce çalıştım ikimize
kainatta ki eşsiz hareketten

döne döne savruldu ruhum
durdurdum
ve doldurdum mürekkebi içime
yazdım seni parşömensiz kaderin üstüne
cilvesine tutkalladım gemzeni
bak ne diyor ayşe : "innasabirin"

NOT : ayşe , senaryoda ki kötü kadın

12 Kasım 2014 Çarşamba

BENİM KAMYONUM ÇAMURDANDI


"benim kamyonum çamurdandı"
ismim doğruluğa eğimli
göğümün her harfi allah'ındı
çanları susturur şeyhin sükuneti

kılıkırk yarmalı bazen
bazen çoğa az katmalı
ki ömer doğrulsun dünyada
ve zamanı mevsimler çıkardı
bizde buna iman ettik
"kışa yaz demeyi
kainat kitabından öğrendik"

yolumuzda ha ayrılık ha özlem
ha demeden hu derdik hep birden
tesbih taneleri gibi dağıldık
şeyhin kamyonu çamurdanmış
bunu da bugün öğrendik

şeyh sustu
ruh bütün kötülükleri kustu
ne olduğunu anlayamadık
belki de dostluk buydu

KALEDE YAŞAMAK

ıssızlık elmayla başladı
1.dünya savaşı sırp veliahdın ölümüyle
ben benimle başladı
ölmedi
ve sokaklara barikatlar kuruldu
kimsenin kimseyi düşünmediği bu oyunda

-çocuklar yosunlara benzer
anneler, meleklere taş çıkartır
iyiliğin kalesini yapmak için

ZAR

bir beyaz sayfa daha mı? tanrım
ulaşamıyorum işte arıların kovanına
yarattığın herşeyin üzeri o kadar örtülü ki
çırpıp sofrada ki ekmek kırıntılarını
uzatsam boynumu karıncanın bacakları arasına
yine de kısamam ruhumda ki acıların sesini

dalarım uzaklara ta ücra köşesine ufkun
herşeyin unutulduğu anılardı onlar
- çocuk sırtında taşırdı koca kayayı-
nerden gördüysem bu tabloyu
hafızam beni en çok bu yönüyle acıtır
ve ben en güzel sana ağlarım
en içten, en hesapsız, en günahkar

artık bir lafım kalmadıysa kapansın gece
yıkılsın üstünde uyuduğum dünya
ve her nasılsa "savaşa hayır" sloganı
dikildi vicdanımın ortasına

hazırım artık bir zar atıp
senin kumarını oynamaya

10 Kasım 2014 Pazartesi

İP GEÇİR EY ŞİŞ

kırık bir saz gibi ağlasam her gece
uzak çok uzak bir köylü çocuğunun elleriyle
hayallerinin içine damlasam
ki hecelenmeli ruhumun bileşkesi

annem ekmek pişirdiğinde
is tutamazdı yüzünü
berraktır çünkü
öpücüklerimin ıslaklığı
berraklığım berraklığındandır

ola ki bir saatin akrebi ısırırdı onu
olmaz ki sabrın hamuruyla yoğrulmuştur ruhu

iç geçir ey keder
özüme sağdığında beni
ona bir buket söz
bir kutu şiir
ve denizin mavisine sarılı
bir yumak ip götüreceğim
dolasın kollarına ellerine gözlerine

ip geçir ey şiş
iki ters bir yüz
göğsümde ki afiş
ondandır gürbüz

HALİLİN GAZELİ

içimize kurtlar sofrası serilince
kötülüğe bağlanıyor her düşünce,

bak (!)  sermaye kapmak üzereyken kolumuzu
su eritir yumurtayı ve rahme rahmedilir bir kuzu

sen o siyah bereni takıp yürürsen,
kalbim devinimlerde boğulur, küsersen

her şeye, amenna dedirt(me)yi  nasib et,
ya rahman , dünya dediğin kasksız külfet

bırakmıştı dökülsündü eteğinde ki halil
dökülsünde sussun artık şu gönülsüz zil (!)

6 Kasım 2014 Perşembe

RASATHANEM OLUR MUSUN SEVGİLİM

zamanın kovuklarında arayıp durdum seni
bütün arayışlarımın meşgule alındığı
bir vaktin kıyısına yaslayıp gülüşünü
doğdun içime umudun güneşe çarpıp
çarpıp yaktığı hayalleri(n) külüne
üfledin tortularımı kazıdın sesinle
işte sırf bu yüzden sana rüzgarım
işte sırf bu fanilikle sana spatülüm
dedim sonra gamzelerin belirdi gülüm
ve karanlığımla girdim içine ki aldın
aldın dünümü vurdun geleceğimin belirsizliğine
bugünüme yaslayıp incecik belini
bana tarhana pişirdin ve çay
ikiside kasıp durdu hasta etimi
ve sen geceye asılıp fener gibi
yüzüme dokunduğun her zerreyi
aya tuttun bense yıla devrilmiştim
ki sol kaburgamın altında ki faya
rasathanem olur musun sevgilim ?
beni ölç beni kolla beni gözle
beni bana bırakma
gittiğim her yol varmaz çıkışa
çünkü senden başkası
akıp kapatamaz çatlağımı

5 Kasım 2014 Çarşamba

ADALET VE SU


allah en güzel yar sakın kaçırmayın
vardığımız bütün kapılar kapalı
bütün kapılar yokluksa
varlıkla süslü gelinlik ona alınmalı

1.
kandırıp birbirimizi
içine atladık havuzların
zora zor koştuk
hiçbirimiz  gidemedik ardından, o güzel atlıların

kalesine sıkışıp kalmış bir halkdık
-halk mıyız !
değerlerimizi birbirimize kurşun diye sapladık
şundandı sebeb-i durumum;
sustum her geçen gün öğrenerek
düşündüm düşündüm düşündüm
çünkü yar düşünmemi isteyerek
bıraktı ibrahimi şirke düşsün diye
ve bulup çıkarsın onu güneşin battığı yerde
iman tahkike çıkmadan taklide düşerse eğer
 ne ateş güllere döner ne su senin için
onlar cennete bağlarken ruhunu
kim kalkıp örttü üstünü üşüdüm diyenin
hepsi vicdanıyla övünürken üstelik
işte bu sözün tezahürüdür koca bir kara delik



"o iyi insanlar o güzel atlara binip gittiler"

bir ben kaldı öteki düşmanın karşısında!
işte bundandır herkes faşist
son demini beklerken dünya soğur çaydanlıkda
bir adaleti bir adalete alan, ölür  hümanist

kusmadan sunar hakkı
yürür başkasına bakmadan
o onun evine uğrarsa  diye
dünyadan bir ülke doğurur

2
allah en mükemmel yar
gökteki hepimize yakılır
karanlıkta ki bir fenerdir parlar
şükür ki oksijen tam teşekküllü dağıtılır

kuş bakışı bakmazsan dünyaya
ateşini düşürmek için dokunma o suya

3 Kasım 2014 Pazartesi

RİMEL


sanıyorum sende kalkıp yerinden
bir tabumu daha kıracaksın
içimi sızlatan bu yüksek eğimden
şu dediğimiz bizim olsaydı sevgilim
onlar hep aynı yerleriyle öpecekti kutsalları

birazdan rüzgar uğuldayıp
-çekiç, örs, üzengi-
sırtlayıp sesini içime şahlasa
atlarına gözlerinden yapma eğer
ve yıkılması beklenen köprüyü
çizgilerinle çiz; avuçlarında rimel
gülünce simsiyah bir hat gibi durdun
belki kimyasalındı her yazgıma değer

işte bundan bir katma mukadder
elde ettim ve dönüp sırtına saplandı
mührünü gizlediğim hançer
kısaldın inceldin sustuğun
dünü yarına bağlayan o köprüden
yıkılma, şimdi !
bak aramızda uyuyor mayhoş bir ikindi