31 Ekim 2014 Cuma
ÖMRÜNE SAĞLIK ŞEYHİM
halil 'e
"ben burada ırgat olarak çalışırdım"
gözlerine yaslanıp o dilberin
içini dışa vurma şeyhim
sana uzak kentler yakılır
türkülerin dumanı üzerinde
zifiridir her yer zifiridir gece
çay bile zifiridir ikimize
alçak basıncın çocuklarıydık
yüksek basınçdan kardeşlerimize vardık
ikimiz bir olta atsaydık şurda ki denize;
bir... hakim çıldırabilirdi
iki... emre küfrederdi
üç.... hilmi gülerdi
dört... selçuk susardı
bu ihtimaller gölünde
sufi bakışınla yüzdük hepimiz
güldük
ve üç dille diline değdik
ömrüne sağlık şeyhim
NEKROZ
tutup kaldırmalıyım kendimi
içime yosundan bir buket
yarım bardak pekmez
sıkıp dolaşmalıyım sevgilinin tesbihinde
ki dansa dursun akyuvarlarım
savaşlar da bir gün ölecek buna iman ettim
iman ettim allah birdir
iman ettim ikilik de ölüm var
içimi dışıma çevirince
sonumu gördüm sonsuzluğun ışığında
tozuna bulandım aynalarım camsillendi
annem faniliğe müptela
babamın hevesinde pür bela
bense öldükçe diriliyorum
sol kaburgam da nekroz hissi
içime yosundan bir buket
yarım bardak pekmez
sıkıp dolaşmalıyım sevgilinin tesbihinde
ki dansa dursun akyuvarlarım
savaşlar da bir gün ölecek buna iman ettim
iman ettim allah birdir
iman ettim ikilik de ölüm var
içimi dışıma çevirince
sonumu gördüm sonsuzluğun ışığında
tozuna bulandım aynalarım camsillendi
annem faniliğe müptela
babamın hevesinde pür bela
bense öldükçe diriliyorum
sol kaburgam da nekroz hissi
29 Ekim 2014 Çarşamba
-İZM' LERLE BOŞANDIĞIMA DAİR CELP
Ben benin
askeriyim
Buna inanmayan
okumasın bu şiiri
Kısarsam sersem
bir sesi
Belki bir
gün hak, ölümden önce gelir topluma
Kalkıp yakarım
şömineyi ,demlerim çayı
-Sigaram her
zaman ortada durur-
Beni en çok
öldüren devrim vurur !
Bana inanmayan
kitabı okusun, oku
Cennet tapusuna
müptela kişi
Öldürdüğü dokuya
dokur karşıyı
Kin afyonuyla
savunur hakkı
Cehennem
kusmuğuyla yıkar orayı
Kardeşim
kalleşi olur ; aşkı sermaye
“Akidesi dünya
olanın vardır bir putu
Akidesi insan
olanın taşınmaz tabutu”
Diye diye
atarım oltamı denizine
Bir tablosu
var ki onu izlerim
Güneşini
serpiştirir eğirdirin gölüne
allaha
korumalık yapan zümrenin
kalemi
mürekkep öldürür; kendisi insan
bunu
görmeyenler hatırlasın şunu :
kabeyi
yıkmaya giderken ebrenin ordusu
Yaprak misali
dağıttı onları ebabil kuşları
Abdulmuttalip
indirdi sopasını
Konuşturdu kalbini
Benim ilk
işim : girmek gönlüne bir insanın
Ve yürümek
onunla
yolu geniş
tutan allahın ufkuna
Cennet
ekmeğe dönüşür
Üleştikçe cehennem
ölür
HAFTA İÇİ SESLERİ
1
beni bir sen anladın bunca faniliğin ortasında
sevgilim sesinden bir duvar ör benim için
kimseler ulaşamasın bize
ne telefon ne çığlığıyla bir anne
ne de okyanus ortasında duran petrol
2
sana en güzel yaramla geldim
ve sen onu en içli sesinle kabukladın
3
şimdi münzevi bir hayatın peşi sıra
benimle gelir misin çiğdemlerle süslü o kıra
4
biliyor musun
şu hayatta sıkılmadığım bir eylem peşindeydim
seni sevdim ve buldum ince memet gibi o kömürü
çıkardım kalbimi topluma inat
sana uzattım elmas yap onu
ki saklandığım kuyudan çıkarsın beni
5
şu dünyada
şu kendini bilmez dünyada olmasan sende
kim beni yaşardı şu yaralı serde
kim saklardı beni gamzelerde
beni bir sen anladın bunca faniliğin ortasında
sevgilim sesinden bir duvar ör benim için
kimseler ulaşamasın bize
ne telefon ne çığlığıyla bir anne
ne de okyanus ortasında duran petrol
2
sana en güzel yaramla geldim
ve sen onu en içli sesinle kabukladın
3
şimdi münzevi bir hayatın peşi sıra
benimle gelir misin çiğdemlerle süslü o kıra
4
biliyor musun
şu hayatta sıkılmadığım bir eylem peşindeydim
seni sevdim ve buldum ince memet gibi o kömürü
çıkardım kalbimi topluma inat
sana uzattım elmas yap onu
ki saklandığım kuyudan çıkarsın beni
5
şu dünyada
şu kendini bilmez dünyada olmasan sende
kim beni yaşardı şu yaralı serde
kim saklardı beni gamzelerde
18 Ekim 2014 Cumartesi
HERKES KADAR BEN
soydum ruhumun bütün yaralarını
ne de çabuk kanıyorlardı
dünyaya kulak asmadım hiç
iyi bilirsiniz beni
herkes kadarım
bir ölüyü dansa kaldıracak kadar centilmen
bir kurbağayı korkutacak kadar çocuk
bir anneyi üzecek kadar kör
dağınıklık örtünce üzerimi
yağmuruna bir melek kadar yakındım
oysa ki bence yuvarlanmışım
hayatın imgeleriyle
kor kazanda kaynıyorum şimdi
beni herkes kadar sahipleniyorum
önüme beş lira atılıyor
atlıyorum üzerine
ve yaralarım sızlıyor azaldıkça
yükseklerden uçan uçurtma
takılıp kaldı göğün radyasyonuna
ta hiroşimaya gitmiştim az önce
sonrasını hiç sormayın o kadar çok ki
herkes kadar bilgeyim işte
bana en yakışan elbiseyi
sokağa atsaydım
annem çok kızardı
ben olmadığım için
ne de çabuk kanıyorlardı
dünyaya kulak asmadım hiç
iyi bilirsiniz beni
herkes kadarım
bir ölüyü dansa kaldıracak kadar centilmen
bir kurbağayı korkutacak kadar çocuk
bir anneyi üzecek kadar kör
dağınıklık örtünce üzerimi
yağmuruna bir melek kadar yakındım
oysa ki bence yuvarlanmışım
hayatın imgeleriyle
kor kazanda kaynıyorum şimdi
beni herkes kadar sahipleniyorum
önüme beş lira atılıyor
atlıyorum üzerine
ve yaralarım sızlıyor azaldıkça
yükseklerden uçan uçurtma
takılıp kaldı göğün radyasyonuna
ta hiroşimaya gitmiştim az önce
sonrasını hiç sormayın o kadar çok ki
herkes kadar bilgeyim işte
bana en yakışan elbiseyi
sokağa atsaydım
annem çok kızardı
ben olmadığım için
BU VE BENZERLERİ
sen beni anlamadın
ve ben kalkıp yerimden koşmaya başladım
denizleri kızıla boyanan bir dünyanın üzerinde
nerde durmasını bilmeyen bir ilkokul çocuğuydum
hangi marşı okumayı hangi andı içmeyi
hangi şarabın mayhoşluğuydu adın
şimdinin geçmişin geleceğin
tel tel dökülen saçlarımın
üzerini örten bir bukalemun
sen oydun hayır o değildin
bu ve benzerlerinden kısaltılmış
hayatımın reaksiyonuna hem katalizör hem oksijen
hem hemen koşardım buluşuğumuz
o yağmurun göğü terkettiği atmosfere
tutardım seni
ve başlardı ütopya!
bıraksaydın ellerimi
anlardın belki
bu ölümler ikimizin
bu ve benzerleri..
ve ben kalkıp yerimden koşmaya başladım
denizleri kızıla boyanan bir dünyanın üzerinde
nerde durmasını bilmeyen bir ilkokul çocuğuydum
hangi marşı okumayı hangi andı içmeyi
hangi şarabın mayhoşluğuydu adın
şimdinin geçmişin geleceğin
tel tel dökülen saçlarımın
üzerini örten bir bukalemun
sen oydun hayır o değildin
bu ve benzerlerinden kısaltılmış
hayatımın reaksiyonuna hem katalizör hem oksijen
hem hemen koşardım buluşuğumuz
o yağmurun göğü terkettiği atmosfere
tutardım seni
ve başlardı ütopya!
bıraksaydın ellerimi
anlardın belki
bu ölümler ikimizin
bu ve benzerleri..
5 Ekim 2014 Pazar
MÜJDEMİLAT
saçlarını tutup astım
kalbimin en prensesli yerine
kim alır bende ki seni
kim bakabilir gözlerine
kıpırtısız adımlarımız
ellerimize dökülsün
inci taneleri gibi
sonra zerreler adedince çevirsin bizi polisler
ben uzatayım bizden yapılı kayıt defterini
yol vermeliler bize; hem devlet, hem toplum
dolaşıp durmalıyız dünyayı bir uçtan bir uca
sınırlar kalkmalım sevgilim herşeyden önce
sınırlar sarmalar gibi incelmeli insanın kalbinde
işte eşrefi mahlukat ve işte ismet özel
son durağa vardığımızda tutmalı kalbimizden bir el
ve kafiyeler de ölmemeli; bizde savrulmamalıyız
insanı en mutlu eden: insanı en çok sevendir
her türlü hatasına kapayıp kahharı
ve açıp settarı örtendir onu
işte budur gönle girmenin yolu
yol ki nefesini tut sevgi seli
bak düşmek üzeredir sermaye
ve uçmak üzeredir aşk
ters takla atıp duran o maya
annemin hamurundan kalmıştır bana
seni seviyorum seni seviyorum seni seviyorum
ve utanmadan iletiyorum bunu dünyaya
toplumsa katı kurallarıyla çıkıyor dolunaya
ki her zafer bir gözyaşı demektir
allah insanı korusun insandan
kurbansa boğazı kesilen bir kuzu değildir
insana sunulan bir lokma nefestir !
Kaydol:
Yorumlar (Atom)