19 Mart 2014 Çarşamba

Mina ile Zezê (3)

"Nerden çıktı bu peri ve neden böyle aptal aptal gülüyor" diye geçirirken içinden, ruhunun yasını hatırladı birden. İhanet kurşunuyla öldürülen hayalleri geçti
gözünün önünden, bir damla tuzlu suyun eşliğinde. Avuçlarını ıslak taşların üstüne basarak kalktı yerinden ve
sessizce yürümeye başladı Mina. Hiç konuşmadan.Hiç bir eylem göstermedi yürümekten başka... 

Karanlığın, karanlığın içine doğru adım adım ilerliyordu Mina. İçten içe haykırıyordu hem kendine hem de tanrıya...

" Beni neden yarattın Tanrım.Madem kol kanat germeyecektin bana, beni neden bir sürüngen,bir kuş,bir balık olarak yaratmadın.Tanrım yarattığın insanlar kötü. Adalet yok.Alçaklık,iki yüzlülük,yalancılığın bini bir para. Görüyor musun tanrım?  Bu haykırışlarımı duyuyor musun?  Tanrım en çok merak ettiğim: beni neden bu kadar iyi yarattın?  Ben artık iyi olmak,kandırılmak,hırpalanmak istemiyorum Tanrım. Ve biliyor musun içimde ki bunca haykırışa, bunca ifrit yüklü isyana rağmen seni çok 
seviyorum. Bırakamıyorum. n'olur duy artık sesimi Tanrım"



Geçtiği sokakların birinde ona sataşmaya, laf atmaya çalışan insan görünüşlü ne idüğü belirsiz bir kaç mahlukla karşılaştı.Söyledikleri hiç dokunmadı Minaya.  Sessizce
aralarından süzülüp devam etti; sonunu kendinin bile bilmediği yolculuğuna.

Mina, kendini sarp kayalıkların üzerinde yalın ayak hissediyordu. Kanı çekiliyor ve onu yavaş yavaş öldürüyordu. Ruhu sessizleşti. Bedeni olduğu yere yığıldı.Sanki bütün evler,bütün insanlar , bütün ağaçlar üzerine üzerine geliyordu. Bedeninin altındaki kaygan zemin yüzüne doğru bir avuç su serpecekmiş gibi hızlıca yaklaşıyordu. Mina, içine doğru acı ve boğuk bir tonda bağıyordu. Hiçkimse duymuyordu minayı, Herşey ,bütün hayat normal bir işleyişte ilerliyormuş gibi hissetti.Kimsenin umrunda olmadığını, yalnız öleceğini ve dünyada ki zamanının tükendiği, miadının dolduğunu düşündü. Yağmurun ardında ki  o büyüleyici koku ve rüzgarın telaşsız elleri gözlerini yumdu minanın...

Cevabını alamayan Zezê her zaman ki gibi saf ve temiz yüreğinin ona bahşettiği iyi niyetiyle " herhalde çok derdi zavalının, baksana, ömürlük çınar gibi sessiz ve 
yorgun" diye düşündü.Ama içini tuhaf bir kader serzenişi kapladı o anda. O anda aklına fotoğrafını çekmek geldi Minanın ancak, Zezê haber vermeden ve birinin arkadan fotoğrafını çekmeyi sevmiyordu.Çünkü, Zezê 'ye göre fotoğraf çekmek: insanı bir an bile olsa güldürebilmek ve gülmenin gerçekten ona ne kadar yakıştığını göstermekti.Böylelikle kötülüğü yok etmeyi planlıyordu."iyilikler artıkça kötülük yenilgiye uğramaya mecburdur" derdi...

Ama...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder