çocukluğun seyrek dilemmasıyla başlar tarihimiz
daha ilk koşuşta yılkıların arasındayız
bir yanımız hoyrat ve avunmuyoruz güneşin bizi terk ettiği saatlerle
bir yanımız hüzünlüdür hep
çünkü annemiz monarsik bir duruş sergilerkaranlığın yorgancı saatlerinde
"kirlenmek özgürlüktü" oysa
ve çocukluğun ilk sloganı buydu bana kalırsa
hürlüğün ilk kavgası bununla başlar
anneden uzak, yılkıların arasında
bir yanımız hoyrat
ötekisi telaşlıdır hep
2.
ellerimiz uzanıverir ölülerin gölgesine
mezarlıklar sanat sergisine
çiçeklerle süslenmiş heykellere dönüşür
benzersiz çocukluk günlerinde
cehennemde ateş
cennette ırmak yoktur
çocukluğun masumiyet havzasında
ve yatağa çamur toplanmış pantolonla uzanmak
çimen yeşili renginde
taşların oynamaya hazır bekleyişiyle
sabahın kül rengine uyanmak
umudun ise bulanmadığı
denizden çokça uzakta bir köyde
çayın karanfil kokusunu çekmek içine huzurla
kuzuların sesini işitmek
bir traktörün işleyişini izlemek
uykusuz gözlerine güneşi sürmek
ve harf büyüklüğünde bir köyde
ve unutulmuş
ve haritalardan silinmiş bir dağın yamacına
dayayarak bütün gövdeni
şehri düşlemek çocukça
okumayı
gitmeyi
kazanmayı savaşı
yapayalnız bir başına
3.
okumak, kurtuluşudur köyde büyüyen çocukların
umudu, rüyası ve kayboluşudur
okumak, yalnızlığıdır köyde büyüyen çocukların
demirin kızgın duruşuna
kalem kuşanmaktır
ak sakallı bir nasihata boyun eğmemektir
saygı ve mantık arasında
kitabi durdukça kinlenmektir
bütün kan bağlarına
okumak, annenin alnında ki biriken çizgilerdir
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder