21 Kasım 2013 Perşembe

'SESSİZ HEYKEL'

altunizadede oturduğumu söylersem 
sakın ola inanmayın buna
altunizadeyi görmedim bile
adını bir şiirde duymuştum sanırım
durdurak bilmez dünyada 
bilgilerin sonsuz boşluğunda


sebilden akan suyu avuçladım 
ve savaşın çocuklarına serptim
kanla karışık su; ne kadar da irin yüklü
ne kadar da boz bulanıkmış meğer 
farketmek,anlık düşlerin kırbacı
susmak, bağırmak kadar acı
şimdi kim tutabilir imanımın boşluktaki sesini
yada boşverin bu klişeleşmiş nidalı sözleri
hülyalar, hafızamda kilitli kaldı
dualarım stratosfere takıldı

sükutum desem, kaç kişiyi inandırabilirdim
kaç kişi senelik planlarının içine
sükut kelimesini yerleştirir
oysa ben saklanmalıydım, sessizliğin içine
ve sırlamalıydım kendimi 
yoksa nasıl yaşayabilirdim bunca cevapsız sorunun boşluğunda  
her gün, nefes alır gibi yaşattığım tüm eylemlerin içinde
sokağa serpilen kimsesiz bir ceset olurdum
gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde okunurdum

konuşmalıydım, yazmalıydım,okumalıydım
yada hasret türküleri mırıldanmalıydım
kime mırıldandığımı düşünmeden 
öz suyumdan neşet eden biri, yeryüzüne indi
yerçekimi kanunu, teoriye dönüşmek istedi

dün kantinden çay alırken
hergün yaptığım gibi
gözümün cengaver askerleri
imparatoriçenin büyüsüne maruz kaldı yine
panzehrimi sende buldum,sadece sende 
gözlerinle aşkı öldürdün bedenimde 
iştirak meleklerim şahidim olsun
tragedyalar eşliğinde gözlerimiz dolsun

kamufule bir hayatım var benim
herkesin masumane aşkları okuduğu zamanlarda
herkesin bir güne sığdırdığı
ve aynı günde öldürdüğü
zakkum ağacından meyve asmaları koparıp
gayri meşruyu, gayet masuma çevirdiği
sonra...
sonrasını bilirsiniz işte
ayrılıklar,gözyaşları ve yeni mutluluklar
ucuz roman 
kim ne derse desin
tarantino'nun en iyi filmi
hiçlik bazen daha iyi, değil mi

vandetta üçlüsü
iki bakışın arasında
üçüncüsü yok artık bu hayatta
bunu anlayamazsınız
hayat, gülüşünün içinde saklıydı
sebebsiz kahkahalar
absürt muhabbetler
sessizlikler,ağlamalar,aşklar
içimizden havaya karışan sözcükler
felsefe ardında ki garipsemelerimiz
anlatamadığım hüzne müptela hayatımız
-musaya sormayın o da anlatamaz-
anlatamamanın acısı sardı yüreğimizi
kardeşim, sen gittiğinden beri
hayat ne kadar tuhaf, değil mi

sessiz heykel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder