17 Ekim 2015 Cumartesi

NİDAYA MEKTUPLAR

sen beni yazdıklarımla kıyas et
ben yazdıklarımın paydasıyla
pay biçmeye çalışırken dünyaya
gülüşünle mürekkebini damlat kalemin
mektuplar bazen bir nida
bazen de bir umuda yelken açar
unutma her yazgı
silgimiz olmadığından
bize kötü davranır

biz kim miyiz ?
biz koca hiçlerin elde kalanıyız
sarılmak varken aşkın huzuruna
aşkı benzetiriz bir otobüse
çünkü biz benzetmeyi iyi biliriz
bir de kulluğu köleliğe devirip
taparız dilin kemiksizliğine
ve toplum bu otobüsle
cennete gitmeyi hak etmiştir
hakkı bilmeden

her nasihatte bir iğne
her meselde bir balta
her bakışta bir ok
fırlayıp yayından
ruhuna bir çizgi çekince
müsveddeye dönüşür insan
ve kelebekler kanat çırpmaya utanır
çünkü insan kendinden irin damıtır

sen bunlardan kendine bir masa
şarkılardan meze
notalarından salıncak yap
sallanmalı bazen
çocukluğun evine
kurulmalı divanın en baş köşesine
ve içmeli nesimi'den bir kaç deyiş

4 Ekim 2015 Pazar

MATEM

aklımın limanına yaklaşan gemiye dönüp
"sen bir bakire kadar gerginsin"
ve kızıl toplar dökülür burkalarında
bana sevdalanmaktan gayrısın
sevgili
üşüyorsak eğer
bil ki susuyoruz uzunca bir süre
ve yankılanıyor içimize çarpan çığlık

sana isim veremem
kanıtlar uçuyorken gözlerinin deltalarında
aynalarıma uzat başını
ayaklarımdan yakala
ve durdur beni ıssız ormanlara koşarken ruhum

ansızın parlayan atlar gibi
önüme kattım gülüşünü
bazen acı pompalarsın
bazen nergis dağıtırsın onunla
ama ben seninle ömrüme seni katmak isterim ki
hiç duymazsın bunları

ne tuhaf
ve ne tepkili isyandır o
"oscar wilde okumak"
verirler ellerimize nota
"bundan susuşlar çizin kendinize" derler
ve matem saatleri
kurulur sabahın ayazına