Gece hüzün taşır kesesinde, bir kangurunun yavrusuna
duyumsadığı merhameti, şefkati o da hüzne duyumsar ve dokunmaz hüzne.insan
hüzünle olgunlaşır derler hep yada karındaşı acıyla. İşte böyle bir üçlemedir :
gece,hüzün ve insan…
Belki bunun triyaloğa dönüşmesi gereklidir.ortalama şöyle
bişey ortaya çıkar sanırım
H:beni taşır mısınız ?
G: bana farketmez. Sen bunu insana sor. Nitekim ben,
okyanusum , yani, gemiyi taşımamla yolcuyu taşımam arasında pek fark
görmüyorum.
İ:bana mutluluğu vadedersen neden olmasın.
H:sana ince ruhlu olmayı vadedebilirim. Yetmez mi ?
İ: bilmem , sence gece ?
G: aga , beni karıştırmayın. Dedim ya bana fark etmez.
H: ince ruh, sonsuz mutluluğun temsilcisidir. Bence kabul
etmelisin.
İ: ben, insan olarak çıkarsız bişey yaparsam eğer, toplumda
aptal konumuna düşürülürüm. Maalesef bunu yapamam. Ayrıca ince ruhlu olunca ne
olacak ki; mesala , yoksulların karnını doyurabilir miyim ? ama param olursa
pekala bunu başarabilirim. Ayrıca para mutluluğun özüdür !
G: bana kalırsa bunu gündüz yapabilirsin. Gece biraz zor
olur.
H: ikinize de katılmıyorum. Çünkü içerden çürümüş bir
meyvenin dışına bakıp aldanıyorsunuz. İnsana yardım etmek istiyorsun ona ,
merhameti tiyatrolaştırmalısın yani kendini oynayarak veya anlatarak; bunu da
ancak, ince ruh ile başarabilirsin. Bir insanın karnını doyurup ona da ‘ bunu
ben bahşettim’ dersen , hem ona hem de kendine büyük bir kötülük yapmış
olursun.
G: bence gece yapılacak daha haz uyandırıcı şeyler var. Bunu
tartışmak yada konuşmak anlamsızdır.
İ: evet . ara ara geceye katılmıyor değilim Fakat senin
anlattığını pek anlamış değilim . biraz açabilir misin ?
H: şöyle ki, bir insana verdiğin şey ile o şeye kendinden
bişey katmak arasında ki farktan bahsediyorum. Karnını doyurduğunda kendinden
bişey katmamış olursun. Ama hüzün ile merhameti yoğurduğunda, düşünsel bir
aktivite yaparak, kendinden bişeyler katmış olursun. Yani sevgiline kahvaltı
hazırlamakla; sevgiline kahvaltı ısmarlamak arasında ki emek ve bu emeğe bağlı
huzurdan bahsediyorum. Karnını doyurduğun kişi senden bilirse seni
tanrılaştırır yani sana statü yükler ve sana en büyük kötülüğü yapar. Biliyorsun
ki bir insanı bozan şey, ona yüklenilmeye çalışılan tanrısal statüdür. Maalesef
ki , çoğu zaman bu görünmemezlik insanı derin bir uçuruma yönlendirir. Oysa hüzün,
merhamet, vicdan insanda fren gibi görev yapar ve durması gereken noktayı
geçmeden önce durdurur.
G: yööhhh ne konuştu be !
İ: en iyisi ben bunları biraz düşüneyim ama önce para
kazanmalıyım yoksa başkalarını düşüneyim derken kendim açlıktan ölebilirim . !