25 Haziran 2015 Perşembe

ÖLÜ BİR RUHUN SEYİRMELERİ


kalbimin şehirlerin de koca bir enkaz olarak kaldın aşk
ey aşk , molozlarının tozu dumanı birer sis perdesine dönüşünce
bütün gözeneklerim tıkandı
bi tek gözlerim açıktı
bu da bana bir lanet gibi geldi
çünkü dünyanın kirli yüzüne bakıp yaşamak
her gün, her an, her nefes aralığında
ve tabutumu kirli insanların kalbinde çürütmekti
yalancı gözyaşı yağmurlarıyla yıkandığını görmekti
bu lanet yıllanmış şarap kadar kırmızıydı


ruhumun ölümü belki aşkın cesedini görünce başladı
bataklığa saplandı ayakları ruhumun
geceleri şehrin ışıklarına bakıp hüzne boğulduğum o pansiyon odalarında
sekiz kişiydik ve herkes çoktan ölmüştü bana göre
nasıl ve neden sustuğumu bilmiyorum
ama zamanın alnından öptüğümü hatırlıyorum
bir de annemi unutamıyorum
gözlerinde yaşatırdı ruhumu
suni tenefüs yapardı hiç soluk almadan
oysa ne çare
ölmüş bir ruhu diriltmek sadece isaya düşmüştü

kalabalıklar sıyırdım tenimden
hiç bir aşk yatakta bitmediği için
bana kalırsa her aşk yatakta ölmüştü çoktan
kalkıp çıktım dünyanın çilek kokan odalarından
ve bana bu son yakışırdı
çıkardım hüviyetimi hürriyetimi de
sessizliğin şarkısı altında
ölümümü hatırladım

ey kış başla artık
çünkü yaz, ruhu ölmüş bir insana yakışmaz
mutluluk mu
işte orda "heves dövüşü" başlar
farkettim de saçmalamak sürekliliği
ve bunu bilmemenin sürekliliği çarpşınca
ölmeliydi aşk içimde
çünkü umut adında bir çocukla yaşamak istemiyordum

bu tutarsızlığın alnından öptüm yıllarca
yıllarca sevdim seni sevgilim
yıllarca çay içtim senle o bahçede
ve yıllarca kavruldum gülüşünün ateşi altında

oysa sen gitmiştin
kalbimin ülkesinde aşkı bana bir toz yğını halinde bırakarak
göremiyorum artık rahat uyuyabilirsin
"çünkü ölü bir ruh en fazla saçmalardı"
bunu da senden öğrenmiştim

23 Haziran 2015 Salı

BOŞLUK

kibarca uzattı ellerini boşluğa
bir uçurtmaya dokunur gibi
binlerce hayal ile örülü dünyasından
uzattı ellerini ...
uçurtma kopup gitti
ulaşamadığı boşluğa

insan içine sahip olamaz
sahip olsa da herşeye
saniyeler tüketirken ölüm
boşluğunu büyütür insanın
bir daha hiç dokunamasın diye

20 Haziran 2015 Cumartesi

GECENİN ODALARI

gecenin odalarından bir odadayım
orda durup bana bakarken gün
gün ramazanın oğludur belki
belki nefsimi tıraşa beklerken
beklemek
beklemek ne de darp edici bir sözcük
yangın yerine çevirir kalbimi

"eylem" kızların isminden biri
biriyse kan
kan ve eylem
gülümseyince geceye
odadan salona geçtim
ve oradan antreye
ceketimi astım portmantoya
ki çocuklar daha rahat gülümsesin diye

diyememek pranga bağlar özgürlüğün ayağına
ey insanoğlu ses ver bu düzene
sen ki ses vermesen
kılınır namazı
ve topluluk belli bir cemiyetçe ağırlanır

belirsizlik yakutistanda bile
"belkidir"
etrafı buzlarla
içi kor ateştir

çok düzensizim "sistem bey!
biraz batıl daha sür uzuvlarıma
çabuk yeniliyorum çünkü
insanlığıma